Stres ve Balık İlişkisi !
Stres balığın hastalık yapıcı organizmalara verdiği bağışıklık
cevabıdır. Son yıllarda bizim stres ve yaratabileceği problemler
konusunda duyarlılığımız artmıştır. Aslında basın tarafından
popülerleşen düşünceye göre, stres insan ve hayvanda hemen hemen
her üzücü sorunun kaynağıdır. Stres ayrıca teşhis edilemeyen veya
edilmesinden kaçınılan hastalıkların tanımı için de kullanılır.
Akvaryum hobisinde girmiş olan kişilerde, nedense stresin balık
sağlığına etkisi üzerinde daha az durulur. Üstelik bu
anlaşılmıştır ki stres, balıkta sağlık problemlerinin çıkmasında
en büyük etkendir. Hobiyi takip edenlere verilen bilgilerde bu
faktörün nasıl geniş kapsamlı istenmeyen etkileri olabileceğinden
az bahsedilmiştir. Stresin vücudu nasıl etkilediği konusundaki
bilgilerimiz, son yıllarda yapılan araştırmalardan kaynaklı. Bilim
adamları farklı stres türlerini incelemişler ve bu araştırmada
hangisine bağışıklık cevabının nasıl olduğunu anlamayı
hedeflemişler.
Bağışıklık(İmmün) sistemi, hastalıklara karşı bir mekanizmadır ve
çevre koşullarındaki ani değişimlere yani strese oldukça
duyarlıdır. İmmün sistemin cevabıdır ki, bizim veya balığın bu
değişimi atlatıp atlatamayacağımızı belirler. Karşık olmasına
rağmen, immün yanıt hakkında bildiklerimiz çok daha fazladır.
Balığın immün sistemi daha basit olduğundan üzerinde daha fazla
araştırma yapılmıştır. [Balık, tarif anlamında, tam bir immün
sisteme sahip en ilkel canlı türüdür.] Dünya çapındaki balık ve su
ürünleri endüstrisinde artışın bir sonucu olarak, daha etkili
hastalık tedavisine olan ihtiyaç yüzünden, balık immün sistemi
araştırmasına ilgi artmıştır. Bu araştırmaların sonuçlarını
bilimsel dergilerde bulmak mümkün.
Stres immün sistemi balıkta da diğer
yükarı canlılarda olduğu gibi yanıt oluşturur. Stresin oluşması
bir stresör'e bağlı olacak tabi. Stres beynin bir bölümü olan
Hipotalamusu tahrik eder. Hipotalamus beynin evrimsel olarak en
eski bölümlerindendir ve çoğu temel fonksiyondan sorumlu: Acıkma,
susama, cinsel tahrik ve memelilerde vücut sıcaklığı. Tahrik
edildiğinde Hipotalamus, kimyasal sinyaller salıp, bazı olaylar
zinciri sonucunda Adrenal (Böbreküstü) bezlerden hormon
salgılanmasına neden olur. Memelilerde Adrenal bezler, böbreğin
üstünde yerleşmiş yapılardır. Balıkta adrenal doku, böbrek dokusu
ile karışmıştır ve iç-içedir. Bu dokudan 2 önemli homon
salgılanır.
1.si Epinefrin, "Savaş veya Uçuş" olarak da adlandırılan
reaksiyondan sorumlu. Bu hormon canlıyı ayakta durma ve
direnme-savaşmaya zorlayan bazı fizyolojik değişikliklere yol
açar. Örneğin; kalp ritminde artış, kan basıncı ve soluk almada
artış. Karaciğerdeki glikojen, hızlı ulaşılabilir bir enerji
kaynağı görevi görür. Beyin ve kasa giden kan akımı, daha hızlı
düşünme ve daha atik hareket için artar(Daha fazla oksijen
taşınımı). Bir kombinasyon olarak tüm bu reaksiyonlar, hayvanın
strese karşı koymasına yardım eder. Bu değişiklikler fazla sürerse
vücudu fazla yorup kendileri bir stres kaynağı olacaklar.
2.'si adrenal anti-stres hormon Kortizol''dur. Çalışmalar
göstermiştir ki balıklar çok kalabalık ve sıkışık bir ortamda
tutulduklarında veya taşındıklarında aşırı dozda salgılanır.
Kortizol Epinefrin gibi, birçok fizyolojik değişikliğe neden
olabilir. Salgılanma ve etki etme süresi fazla uzadığında
metabolik dengesizliğe yol açar. Örneğin; protein yıkımında artış
veya tiroid hormonlarında yükselme ki, vücudun çalışma isteğini
aşırı artırıp, fiziksel tükenmeye neden olur. Bu Kortizol''ün
immün sistem üzerindeki etkisidir ki bu konunun merkezinde yer
almaktadır. Kortizol, immün sistemin işleyişinde direkt müdahalede
bulunabilir. Bu sistemin açığı da işte buradadır ve stres temelli
hastalıkların(çoğunlukla bakteriyel) başlangıcıdır. Daha uzman
anlatımla, kortizol immün sistemin Patositoz işlemine karışır.
Patositoz "Hücre Yeme" anlamındadır ve kandaki bakteri ve diğer
yabancı materyalleri tüketen akyuvarların işlevi ile ilgilidir. Bu
işlem çoğunlukla bakterinin deri ve mukoza bariyerini geçmesi ve
vücuda girmesi sırasında gerçekleşir. Makrofaj adlı bu akyuvarlar
kimyasal sinyaller ile yönlendirilip, hedef taarruz bölgesine
giderler. Bu hücreler tek hücreli bir canlı olan Amib''e çok
benzerler ve aynı mantıkla hareket ederler.
Bazı bilimadamları bu hücrelerin köken olarak sünger ve deniz
anası gibi ilkel canlıların dokularında yaşayan amiblerden
evrimleştiğini iddia ediyorlar. Belki milyonlarca yıl süresince bu
amibler istiklallerini yetirip, canlı vücudunun immün sisteminin
bir parçası haline gelmişler. Bu fagositik (hücre yiyen) hücreler
olay yerine geldiklerinde, yabancı maddenin etrafını sarıp, onu
sindirirler. Hücrede enzim taşıyan ufak membran kaplı paketler
vardır. Bunlar Lizozom adını alıp, içeri alınan paket ile
birleşip, enzimlerini içeri salmakla, bakteri veya yabancı
maddenin sindirilmesini sağlıyorlar. Bazı fagositik hücreler,
içeri alınanı yok etmek için Sodyum Hipoklorit (HCL) de
üretirler.Yabancı materyal sindirildiğinde, atıklar kan akımında
serbest bırakılır ve böbrekler tarafından atılır.[veya karaciğerin
safra temel maddelerini oluşturmada kullanılır]. Kortizol, bu
önemli fagositöz işlemine müdahale eder. Kimyasal olarak lizozom
membranında değişikliklere neden olur ve membran füzyonu
gerçekleşemez. Böylece yakalanan bakteri yaşamaya devam eder ve
vücuda yayılır. Beslenme immünoloji konusundaki bazı güncel
bulgular gösteriyor ki,C vitamini bu kimyasal değişimi ve
bozulmayı engelleyebilir. Aynı zamanda bilinir ki, C vitamini
Edwardseilla bakterisinin yol açtığı ölümcül enfeksiyona karşı
Kanal Kedi Balığında dayanıklılığı arttırır. A ve E gibi diğer
vitaminler de immün cevabı güçlendirmeleri ile bilinirler.İz
metalleri de immün fonksiyonda röl almaları ile bilinirler.
Örneğin Selenyum fagositik işlemde etkili bir immün yardımcıdır.E
vitamini gibi. Kadmiyum ve Çinko gibi diğer metaller de bu olaya
karışırlar. Balığın immün cevabında ağır metal gereksiniminin
açıklanabilmesi için balık beslenmesi ile ilgili daha da fazla ve
ayrıntılı bilgiye gerek var. Bu kesindir ki kaliteli diyet ile
bakılan balık parazitik enfeksiyonlara karşı daha dayanıklı
olacaktır.
Parazit yükünde seyrelme ve hafiflenme önemli bir faktör olabilir
çünkü, parazitler hedef canlıdan beslenirken bakteriler için vücut
içine daha kolay ulaşım sağlayıp, yayılmalarını destekliyorlar.
Stresten kaynaklanan başka immün sistem bozuklukları da var.
Örneğin Mukozal yanıt Antibody (vücuda karşı) üreten sistemin bir
parçasıdır. Antibody''ler yabancı maddelere (bakteriler gibi)
bağlanan özel proteinlerdir. Antibody''ler değişik yollarla
fonksiyon yapar. Döngüdeki virüsleri ve bakteriyel
oluşumları(zehir, koruyucu kılıflar,...) etkisiz hale getirip veya
materyalı yapıştırıp fagositoz için müsait hale getirebilirler.
Soğuk ve sıcak su balıkları üzerindeki araştırmalar göstermiştir
ki, stres döneminde tam da hayvan koruma için proteinlere
muhtaçken antibody''lerin salınımı düşer. Diyette E ve A
vitaminlerinin bulunması antibodylerin salınımını arttırdığı
görülmüştür.
İmmün sistemin bozulması ve balığın enfekte olması durumunda
standart prosedür antibiyotik ile tedavidir. Bilgisiz aquarist,
dağıtıcı veya satıcı tedavinin daha etkili olması için ilacı
balığı daha da strese uğratacak karışım ve dozda sunabilir.
Örneğin; şimdi biliyoruz ki Oxytetracycline (Oksitetrasaykılin)
Sazan ve Gökkuşağı Alası'nda immün yanıtı durdurabilir. Balıkta
tedavi için diğer sık kullanılan ise Tetracycline (Tetrasaykılin)
dir. Bu ilaç belirli limitte kullanılmalı çünkü bakteriyel
korunmayı sağlarken, immün yanıta müdahale edebilir. Akvaryum
balıklarının katlanmaya zorlandıkları bu kadar strese rağmen ve
bunların immün yanıt üzerindeki etkileri bilindiği halde,
şaşırtıcıdır ki çoğu balık kurtulmayı başarıyor. Bu da immün
sistemin neredeyse mükemmelliğinin bir kanıtıdır. Yine de,
hobicilerin %30-50'si 1 sene içersinde balıklarının ölümü yüzünden
bu işe veda eder. Balığın sağlığı ve hobici için önemli olan,
stresi en aza indirmekle beraber, oluştuğunda nasıl azaltılacağını
bilmektir. Temiz su ve gerekli beslenme dengesi balığın sağlığını
korumak için kesinlikle gerekli. Yine de vakalarda immün yanıta
yardım etme amacı ile ek bilgilenme ve araştırma lazım. Belki bu,
stres kaynaklı hastalıklarda daha etkili tedavi için yardımcı
olabilir.