Akvaryum Serüvenine İlk Adım !
Televizyonlarda, restorantlarda, arkadaşlarımızda gördüğümüz
akvaryumlar genelde hoşumuza gider ve biz de bunlara benzer hatta
daha güzel bir akvaryum kurmak isteriz. Ancak kendimize
güvenemediğimizden mi, daha önceden balık yaşatmayı deneyip
beceremediğimizden mi, akvaryum bakımından korktuğumuzdan mı
bilinmez, bir şekilde, ilk defa ya da tekrar denemekten çekiniriz.
Bu yazımda daha çok yeni akvaryum almış, yeni akvaryum alacak ya
da daha önce akvaryumculuk serüvenini hüsranla tamamlamış
hobicilere bu hobinin aslında düşündükleri kadar zor olmadığını
örneklerle açıklamaya çalışacağım. Tabi diğer hobiciler de bu
makaleden bilmediği temel bilgileri öğrenebilirler. Onlar için de
çok faydalı bilgiler içerdiğini düşünüyorum.
İlk etapta balıklarımızı koymak için bize bir akvaryum gerekiyor.
Elinizde akvaryum varsa bu yazıyı okuduktan sonra uygun olup
olmadığına karar verin, mümkünse elinizdekini kullanın yoksa
değiştirin. Öncelikle küçük cam kaplar olan fanuslar hakkındaki
düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Bu kadar küçük hacim,
balıkların içinde barınması için yeterli değildir. Zaten bu tip
kaplarda Japon Balığı, Lepistes gibi balıklar beslenemez. Olsa
olsa Beta ve Gurami gibi labirentli dediğimiz su üstünde köpükten
yuva yapan oksijeni su üstünden alan balıklar beslenebilir. Ama bu
balıklar bu küçük kaplarda çok sağlıksız ve hareketsiz
olacaklardır. Size bu küçük kaplarda balık beslemeden önce küçük
kapta yetişen bir Beta'yla, büyük bir akvaryumda yetişen bir Beta
arasındaki farka bakmanızı istiyorum. Bu ikna olmanız için yeterli
olacaktır.
Akvaryumculukta bir diğer önemli nokta ben yaptım oldu mantığından
uzaklaşmaktır. Unutmayın size öneriyi veren kişinin
akvaryumundaki, balık türü, sayısı, boyu, filitrasyon düzeneği,
ışık, sıcaklık, kum, pH gibi değerler farklı olacağından
uyguladığınız etki, sizin akvaryumunzda aynı tepkiyi vermeyebilir.
Felanca şunu yapıyor bir şey olmuyor zihniyeti şu ana kadar işe
yaramamıştır, emin olun ki yaramayacaktır da. Bilim ve tekniğin
ışığında yapılan uygulamalar her zaman daha büyük yüzdeyle başarı
sağlamıştır.
Akvaryum seçimi konusunda önerim, size uygun olan, alabileceğiniz
en büyük akvaryumu almanız. Genel yargının aksine büyük
akvaryumların bakımı hem daha kolaydır, hem de içindeki her türlü
canlı daha çabuk gelişir ve daha sağlıklı olur. Akvaryum için vaz
geçilmez bir diğer malzeme filtrelerdir. Pek çok filtre türü
olmakla birlikte orta düzey akvaryumlar için en uygunu dış
filtredir. Fiyatı daha pahalı olsa da, hem estetik görüntü, hem
daha iyi filitrasyon, hem de daha sağlıklı bir akvaryum için dış
filtreyi tercih etmelisiniz. Zaten iç filtre alsanız da biraz daha
bilinçlendiğinizde zaten dış filtre alacaksınız, bu yüzden en iyi
seçim dış filtre olacaktır. Biraz da dış filtre ekipmanlarını
tanıtmak istiyorum. Elyaf: Öncelikle mekanik filitrasyon için
elyaf kullanmalısınız. Sudaki kaba pislikleri ve tortuları tutar.
İç filtrenin süngeriyle hemen hemen aynı işi görür. Aktif Karbon:
Akvaryumdaki ilaç kalıntılar, ağır metaller gibi zararlı maddeler
sudan aktif karbon yardımıyla uzaklaştırılır. Aktif karbon her
zaman kullanılmaz. Aktif karbonu; akvaryumunuzda hastalık için
ilaçlama yaptıktan ve ilacın kullanım süresi dolduktan sonra, su
değişimini takip eden 24-48 saat içinde suda kullandığınız ilaçtan
kalan çözünmüş bulunan kimyasal maddeleri uzaklaştırmak için,
filtreniz içinde kullanmanız gerekir. Suyunuz kullandığınız
yemlerden kaynaklanan renk değişimi veya su değişimini düzenli
yapamadığınızdan kaynaklanan hafif koku ve renk değişimine bağlı
oluşumlar nedeniyle de aktif karbon kullanabilirsiniz. Fakat bu
sebepten kullandığınız aktif karbonun süresi su hacminize ve suyun
durumu göz önüne alınarak bir ayı geçmemelidir. not: Aktif karbon
bir kere kullanıldıktan sonra kesinlikle bir daha kullanılamaz .
Aktif karbon alırken özellikle bilinen kaliteli markaları tercih
etmenizi veya piyasada satılan gümüşlü olarak tabir edilen ve
insanların içmesi için su arıtma sistemlerinde kullanılan ufak
parçacıklı gümüşlü aktif karbon kullanmanızı öneririz. Asya
kökenli aktif karbonlar malesef akvaryumlarda sizin istediğiniz
verimi sağlayamamaktalar. Substrat: Akvaryumdaki bakterilerin
yerleşmesi için geniş alanlı filtre malzemesidir. Seramik
borucuklar: Filtreye gelen suyu filtrenin her köşesine eşit olarak
yaymak için kullanılır. Üzerinde bakteriler için de alan
bulundurur. Mercan kırığı: Sert suyu seven balıklar için bazi
hobiciler filtrelerine mercan kırığı koymaktadır. Bu mercan kırığı
zaman içinde yavaş yavaş çözünerek suyu sertleştirip uygun duruma
getirmektedir. Torf: Bu malzeme içinde çürümüş yaprak, ağaç
kalıntıları gibi yapıları barındırmakta ve Diskus, Neon, Kakadu
gibi yumuşak suyu seven balıklar için suyu uygun duruma
getirmektedir. Suda koku ve kahverengi sarı arası bir renk
yapabilmektedir. Akvaryum için önemli bir diğer ekipman
ısıtıcıdır. Beslediğimiz balıkların çoğu tropikal olduğu için oda
sıcaklığı akvaryum için yeterli olmayacak, üstelik sabah - akşam
arasındaki fark çoğu balığı rahatsız edecektir. Bu yüzden
akvaryumunuzun hacmi ve akvaryumun bulunduğu ortamın sıcaklığına
göre uygun güçte bir ısıtıcı alın. Geriye balık, bitki kum ve
dekorasyon malzemeleri kaldı. Bunlar akvaryumunuza daha sonra
gelecek. Bunlar tamamen sizin seçiminize kalmış. İşi hobi yapan
taraf da bunlar zaten. Ancak işin püf noktası bu elemanları
birbirine uyumlu seçmek. Önceden alacağınız balığı belirleyiniz ve
internette balık hakkında araştırma yapınız. Balık için hangi tip
kum uyumlu? Seçtiğiniz balık bitkilerle ile uyumlu mu? Nasıl su
şartları istiyor? Su şartlarını ayarlamayı yazımızın sonraki
bölümünde okuyacaksınız.
Akvaryumumuzu, ısıtcımızı, motorumuzu aldık, eve getirdik. Artık
işin büyük bölümünü bitirdik. Ya da öyle sanıyoruz (!) Çoğu hobici
daha ilk başlamasında yanlış yönlendirilme ve bilinçsizlik
yüzünden pek çok balık öldürerek daha işin başında bu hobiden vaz
geçiyor. Bu yazıyı yazmamdaki temel amaç akvaryum hobisine
başlarken yeni hobicilere birazcık bilincin yanında sistemin nasıl
döndüğünü elimden geldiğince izah ederek, tüm dünyada yaygın olan
bu hobiyi her akvaryum severin içine sindirterek yaptırmak. Peki
bu nasıl olacak? Akvaryum, içinde farklı canlı çeşitlerini
bulunduran, baktıkça içimizi ferahlatan bizim zihnimizde
kurduğumuz su altı dünyasını canlandırmaya çalıştırdığımız bir
biyo ortamdır. Madem böyle biz de bu ortamı en iyi şekilde
kurabilmek için önce zihnimizdeki su altı dünyasının detaylarına;
yani işin biyolojik ve kimyasal kısmına bakalım. Doğada ilkelinden
gelişmişine pek çok canlı türü var. Bu türler birbirinden farklı
özellikleri nedeniyle ayrılırlar. Bu özelliklerden birisi de
boşaltım sistemidir. Canlılar evrimleşmelerini ihtiyaçlarına göre
yaparlar. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. İnsanlar
vücutlarındaki yıkım sonucu oluşan amonyağı kanda gezmesi, yüksek
oranda zehirli olduğu için, çok tehlikeli olan amonyağı üre
yaparak idrarla vücudundan uzaklaştırır. Eğer amonyağı direk
uzaklaştırmaya çalışsaydı, vücut hücrelerinin daha az etkilenmesi
için idrardaki amonyağın çok seyreltik (birim hacimdeki miktarı
çok daha düşük) olması gerekecekti, bunun için de çok su
gerekirdi. Ancak insan karada yaşadığı için bir miktar su
sıkıntısı çekmekte ve suyunu bu adaptasyon ile korumaya almakta.
Kuşlara baktığımızda uzun göçlerde çok daha fazla suya ihtiyaçları
olduğu için amonyağı önce üreye, üreyi de daha az zararlı olan
ürik aside çevirerek ürik asidi daha az suyla dışarı atarak
vücutlarındaki suyu maksimum derecede korurlar. Gelelim
akvaryumdaki konuklarımız olan balıklara. Tatlı su balıklarının su
sıkıntısı olmadığı için vücutlarındaki zehirli amonyağı aynen suya
bırakırlar. Gölde veya akarsuda bu durum tabi ki bir sorun teşkil
etmez. Oradaki bakteriler er geç amonyağı kullanıp daha az zehirli
nitrit ve en az zehirli olan nitrata dönüştüreceklerdir. Ancak
akvaryumda bu kadar çok suyumuz olmadığı için işimiz zor.
Akvaryumdaki amonyağı balıkları zehirleyecek seviyeye gelmeden
derhal bakterilerce daha az zehirli nitrite, nitritin de nitrata
çevirilmesi gerek. Şebeke sularımız bakterilerin ölmesi için
klorlandığı için zararlıların yanında yararlı bakteriler de ne
yazık ki ölmekte. Ancak tam steril olmadığından çok minik miktarda
kalmaktadır. Akvaryumun biyolojik döngüsünü oturtmak için bu
bakterilere ihtiyacımız var. O zaman önce baş düşman kloru
akvaryumdan uzaklaştırmamız gerekecek. Akvaryumdaki su iyi bir
havalandırma ile 2 günde klordan arınacaktır. Farklı markaların
klor gidericileri de bulunmakta. Bu klor gidericiler kloru
bağlamanın yanı sıra içindeki B vitaminleriyle de balığa hem
direnç sağlamakta hem de stresi azaltmakta. Yalnız bu noktaya
dikkat çekmek istiyorum; bunlar su hazırlıyıcıdırlar ilaç değil! 2
günün sonunda akvaryum suyumuz klordan arındırılmış olacak (Eğer
su hazırlıyıcısı kullandıysanız 1 saat sonra arındırılmış
olacak.). Su klordan arındı ama henüz bakterimiz yok. Bunun için
bir kaç seçenek var. 1.si ve benim önerim bakteri kültürü
eklemeniz. Hem çok daha kısa sürede hem de gerekli her tür bakteri
risksiz olarak akvaryumunuza eklenecektir. 2. seçenek ise
akvaryumcudan biraz oturmuş su alıp akvaryumunuza aşılamanız.
Ancak akvaryumcuların akvaryumlarında hastalık riski olduğundan
tavsiye etmemekteyim. 3.sü ise beklemek; 40 gün içinde sistem
kendiliğinden oluşur. Bir de akvaryumculuğun vaz geçilmez mavi
ilaçları vardır. Yukarıda da su hazırlayıcıların ilaç olmadığını
belirtmiştim. Nasıl ki biz hasta olmadığımızda ilaç
kullanmıyorsak, akvaryuma da hastalık yokken ilaç atmamalıyız.
Çünkü o ilaç akvaryumdaki iyi ve kötü bakterileri öldürürek
yarattığınız biyo ortamı sıfırlar.
Yeni balık aldığınızda gidip bütün balıkları birden almayın, yavaş
yavaş dayanıklı balıklardan başlayarak getirip akvaryuma ekleyin.
Balığı alırken gayet iyi izleyin. Kuma, kayaya sürtünüyor mu?
Üzerinde yara, pul kalkması, beyaz noktalar var mı? Ani hareketler
yapıp silkelenmeye çalışıyor mu? Yüzgeçleri kısık veya eksik mi?
Bu özellikler gösteren balığı almayın. Yok alıp düzeltirim
derseniz de muhakkak karantina akvaryumu kurup burada ilaç
tedavisi yapıp düzelttikten, bir miktar da gözledikten sonra
akvaryuma alın. Sonra dikkat etmeden akvaryuma eklediğiniz
hastalıklı bir balık tüm balıklarınızı kaybetmenize neden
olabilir.
Artık sistemi kurduk. Sıra bakımını yapmakta. Biliyorsunuz
akvaryumunuzda balıklarla birlikte bakterilere de bakıyoruz. Bu
yüzden su değişimlerini dikkatli yapmak zorundayız. Peki suyu niye
değiştiriyoruz? Çünkü bakterilerce amonyak nitrite, nitrit daha az
zehirli nitrata dönüştü. Ancak nitrat az da olsa zehirlidir ve
balıkların büyümesini ve üremesini olumsuz yönde etkiler. Nitratı
sudan uzaklaştırmanın en iyi yolu su değişimidir. O zaman suyumuzu
değiştirelim. Suyu direk çeşme suyundan doldurduğumuz taktirde
klor her şeyi mahvedecek. Bu yüzden bir bidonda suyu 2 gün
havalandırıp öyle değiştirin. Bir de yeni ekleyeceğiniz su klorsuz
ancak bakterisiz de olduğu için üçte birden fazla su
değiştirmeyin, yoksa bakterisiz kalabilirsiniz. Benim görüşüm
haftada bir olmak üzere üçte birlik su değişimi yeterli olacaktır.
Akvaryumdan suyu hortumla, dipteki pislikleri kumun üstünden, kumu
da almayacak şekilde, yavaşça emerek uzaklaştırmanız daha
faydalıdır. Camdaki yosunları bir süngerle silerek haftada bir
temizleyebilirsiniz. Ya da bu işi sizin için severek yapacak vatoz
balıklarından alabilirsiniz. Bir de akvaryumunuzun ışığı
tercihinize göre 8-12 saat arası açık kalmalı. 24 saat ışığı açık
bırakmayınız. Unutmayın biz doğayı taklit etmeye çalışıyoruz.
Ayrıca akşamları ses yapıyor diye filtrelerin fişini çekmek de
bakterilerin ölümüne neden olur ve sabah kalktığınızda
balıklarınızı ölü bulabilirsiniz. Çünkü oksijensiz suda oksijenli
bakteriler barınamaz ve ölürler.
Balık, bitki, kum seçimi hakkında fazla yorum yapmayacağım bunlar
tamamen kişisel zevke kalmış, ancak önerim; önce almak istediğiniz
balıkları belirleyip; size, yani akvaryumunuzun büyüklüğüne,
tecrübenize ve onlara ayıracağınız zamana uygun olup
olmadığıklarını özellikle internetten araştırmanız, akvaryumunuzda
çok fazla tür beslememeniz, alacağınız balıkların yaşadığı ortamın
özelliklerine bakarak ona uygun kum, kaya, ağaç kökü, bitki ve su
şartları hazırlamanız. Bir de sıkça sorulan bir soru olan
akvaryumuma kaç balık koyabilirim sorusuna genel bir yanıtım
olacak. 5cm'i geçmeyen balıklar için 1 cm 1 lt kuralı geçerlidir.
Aslında en doğru değeri balıkların boyuna değil toplam ağırlığına
bakarak buluruz. Bunu hesaplarken de balığın boyuyle beraber enini
ve yüksekliğini de hesaplamak gerekir. Bunu balığın geometrisini
kullanarak hesaplayan bir sistem sitemizin hesaplamalar kısmında
mevcut. Ancak 5 cm civarındaki balıklar için kabaca 1cm/lt hesabı
doğrudur. Örneğin 100cmx30cmx40cm bir akvaryumunuz var. ve 5 cm
lik balık almak istiyorsunuz. 100x30x40=120000cm3=120dm3=120lt.
120lt/5cm=24 balık. Öyleyse bu balıklardan 24 tane alabilirsiniz.
Ancak bu balıklar birbiriyle anlaşan örneğin neon gibi sürü
balıklarysa alabilirsiniz. Bu her durumda geçerlli değildir.
Örneğin erkekleri agresif olan cüce ciklitlerde 24 balık koyaranız
ne kadar iyi bakarsanız bakın bu akvaryum 2 erkeği
kaldırabileceğinden 2 en güçlü erkek kalana erkekler birbirini
öldürecek veya ölümcül yaralanmalara yol açacaklardır. Çünkü erkek
balık belli bir alanı kendine bölge edinir ve diğer balıklara bu
bölgede yeri yoktur. Yani olay yine balığın size uygun olup
olmadığını araştırmaya kalıyor. Alacağınız balığı iyi derecede
tanımadan almayın. Benim yeni başlayanlara önerim Canlı
Doğuranları (Kılıç, Plati ,Lepistes, Moli) almamaları yönündedir.
Sanılanın aksine Canlı Doğuranlar kolay bakılan balıklar değildir.
Mantar ve enfeksiyona çabuk yakalanırlar. Tedavi edebilmek için
erken farketmek gerekir, aksi taktirde balıkların cüssesi zaten
küçük olduğu için problem vücudu kolayca ve çabucak saracak,
balığı zayıflatacaktır. Bizler genelde çabuk üreyen balıkların
bakımını kolay zannederiz. Ürediğinde akvaryumun değerlerinin ve
balığın sağlığının iyi olduğunu düşünürüz, oysa ki balıklar çok
zor şartlarda dahi yavru verebilmektedir. Örneğin kuyruğunda
mantar bulunan Discus'um, ben acaba mantarı atar mı diye
meraklanırken yumurta dökmüştü.
Akvaryum bakımında bir diğer önemli nokta ise beslenme. Akvaryumda
beslediğiniz balıkların beslenmelerinin de birbirine uygun olması
gerekmektedir. Örneğin bir etçil ile bir otçul balığı yan yana
koymanız beslenmede sorun yaratacaktır. Balıklara yiyebileceği
boyutlarda ve 2 dakika içinde bitirebildikleri kadar yem verin.
Yenmeyen yemler suyu bozar. Balığınıza arasıra canlı yem vermeniz
hem üremelerine hem kondüsyonlarını arttırmaya hem de hızlı
gelişmelerine yardımcı olacaktır. Ancak canlı yemin temiz olması
çok önemlidir. Tubifex (siyah kurtlar) gibi lağım kenarlarından
çıkan ve sağlıksız koşullarda yetişen yemler; bırakın balıkları,
sizin sağlığınızı bile ciddi şekilde bozabilir. Üzerlerinde pek
çok çeşit parazit ve bakteri bulundurmaktadırlar. Kolay temin
edilebilirlik ve temizlik açısından bakılınca en uygun canlı yem
artemiadır. Boyu küçük ama besleyici değeri büyüktür. Özellikle
her tür yavru balık için yeri doldurulamaz bir besindir. Yem
konusunda bir başka alt başlık açık yemler. Açık yemler genelde
besin değerini az da olsa zamanla yitirler özellikle de
yapısındaki vitaminler çok çabuk bozulabilmektedir. Bu yüzden açık
yem almamanızı öneririm. En iyisi sizin aldığınız son kullanma
tarihin gördüğünüz kapalı yemler olacaktır.
Akvaryum severlerin en çok merak ettikleri ve hakkında en çok soru
sordukları konuya geldik. Balıklarımızın üretilmesi. Çoğu
hobicilerin balığı yaşatmaktan sonraki ilk hedefi balıkları
yavrulatabilmektir. Uygun su koşulları ve uygun ortam hazırlandığı
taktirde balıklarda problem yoksa ve balık yetişkinse üreme
gerçekleşir. Hatta pekçok balık, ortam ve su koşulları uygun
olmasa bile yavrulayabilmektedir. Hobicilerin en çok yavru aldığı
2 balıktan biri canlı doğuran türü olan Lepistes, diğeri ise sert
mizaçlı Amerikan Zebradır. Üreme konusundaki önerim uygun şartları
hazırlayıp, sabırla beklemektir. Bir balığı alırken, özellikle
yeni başlayanlar için önerim, balığı sadece yavrulatmak için değil
başarılı bir şekilde bakıp, büyütmek için alın.
Şimdi işin kimyasal kısmına bir göz atalım. Genelde kafaları
karıştıran pH terimine bir açıklama getirmek istiyorum. pH sudaki
hidrojen ve hidroksil iyonlarının molaritesinin eksi logaritması
alınarak hesaplanan bir değerdir. İyi düzey kimya bilmeyenler için
bu tanım karmaşık ve anlaşılmaz gelebilir. ph 0-14 aralığında bir
değerdir. pH'ın 7'den küçük olduğunda asit, 7'den büyük olduğunda
bazik, 7 olduğunda ise nötr olduğunu bilmek bize şu aşamada
yeterli olacaktır. Bizim beslediğimiz balıklar çoğunlukla nötre
yakın sularda yaşar. Ancak bazı türler daha farklı şartlar
gerektirmekte. Örneğin Güney Amerika Balıkları asidik su isterken
(pH 5.5-7), Afrika kökenli Cichlidler ve diğer balıklar bazik su
ister (pH 7-8.5). pH'ı ayarlamak için öncelikle bir pH ölçer
almalısınız. Elektronik olanların maliyeti yüksek olduğundan ilk
aşamada sıvı olanları seçebilirsiniz. Piyasada farklı markaların
gerek pH yükseltici-alçaltıcısı gerekse pH ölçer sıvısı
bulunmakta. pH ve sıcaklık için Önemli bir nokta belirtmek
istiyorum. Bu değerlerin ani değişmesi balıklar için öldürücüdür.
Bu değerlerde ani oynamalar yapmayın. Örneğin akvaryumun suyunun
sıcaklığını 2 derece arttıracaksanız bunu, hergün yarım derece
olmak üzere 4 günde arttırın. Unutmayın pH ve sıcaklığın sabit
olması yüksek ya da alçak olmasından daha önemlidir. Bu
değerlerden özellikle pH gözünüzü korkutmasın. Örneğin bir Malawi
Cichlid'i için illa ki pH yükselticisi ve pH ölçer almanız
gerekmez. Bunun yerine filtrenize mercan krırıkları koyarak hem
genel sertliği hem pH'ı biraz yükseltebilirsiniz. Ancak pH
yükselticisi ve pH ölçer ile daha bilinçli olarak ve doğaya daha
hakim olarak, uygun değerleri yakalayabilirsiniz. Bunun sonucunda
balığınızın gelişmesi daha iyi, renkleri daha parlak ve üremesi
daha kolay olacaktır. Buna rağmen pH 7 civarında Malawi Cichlid'i
olmaz diye bir şey yok, ancak durumlar ortada bu noktada seçim
sizin. Su kimyası hakkında daha fazla bilgiyi buradan
bulabilirsiniz.
Yazımızın sonuna geldik. Umarım bu yazı size akvaryum hobisinin
hem ne kadar zor hem ne kadar kolay olduğunu gösterip, size
evinizde bir doğa köşesi oluşturmaya yöneltmiştir. Doğayı bilinçli
olarak taklit etmek bu işin en büyük çözüm noktası. Bunu
başardığınız taktirde; evinizde huzurlu bir şekilde akvaryumunuza
bakacak ve betonarme binalar arasında kendinize küçük bir doğa
yaratmış olacaksınız. Her türlü soru ve önerileriniz için
banarefetali@akvaryum.com mailinden veya Forumlarımızdan
ulaşabilirsiniz.