Altın akvaryum ( Diğer Balıklar İle  İlgili Sorular ve Cevaplar )

                                                             Bitki Galerisi | Balık Galerisi | Kuş Galerisi | Video Galerisi

                    Genel                                                              Discus Özel                                        Labirentler

                    Malzemeler                                                Canlı Doğuranlar                          Diğer balıklar

                    Bitki Dünyası                                            Cichlidler                                           Amerikan Tetraları

                    Deniz Dünyası                                          Sazansıgiller                                     Omurgasızlar
 

Diğer Balıklar

Konu Başlıkları:

 Ancistrus dolichopterus (Cüce Vatoz) • Corydoras Sterbai Üretimi • Çöpçü Üretimi • Çöpçü Üretimi (Corydoras Paleatus - Komando Çöpçü)
• Makrakanta • Makrakanta (Clown Loach) • Otocincluslar • Scatophagus argus – Ne kadar uzun süre bakabildiniz?

 

 • Ancistrus dolichopterus (Cüce Vatoz)



Tür Adı: Ancistrus dolichopterus
Sinonim: Hypostoma punctatum,
Familyası: Loricariidae
Habitat: Amazon Nehri, Güney Amerika Maksimum büyüklük: Erkeler 13 cm, dişiler 8-9 cm.
Su Özellikleri: Sıcaklık 23-27ºC, pH 6,5 – 8.0.
Davranış Özellikleri: Kendi türlerine karşı agresif.
Beslenme: Omnivor(hem bitkisel, hem etçil)
Minimum Tank Hacmi: 100 litre
Bulan Kişi ve Tarih: Kner, 1854

Ancistrus Dolichopterus ya da ülkemizde bilinen adıyla söylersek Cüce Vatoz, 3-4 yıldan bu yana yaygınlaşarak birçok akvaristin tanklarında boy göstermeye başlayan küçük boydaki bir vatoz türüdür. En belirgin özellikleri; yetişkin erkeklerin burunları üzerinde çıkan dikensi oluşumlar ile kahverengi/siyah gövdeleri üzerine beyaz noktacıklarla bezenmiş görünümleridir. Diğer pleco(vatoz) türlerine göre daha küçük yapıları ve iyi bir yosun yiyici olmaları nedeniyle tercih edilen bir balık haline gelmişlerdir. İlk görülmeye başladıklarında yüksek fiyatlarla alıcı bulan cüce vatozlar, şu anda hobicilerin yaptıkları üretim nedeniyle piyasada daha fazla bulunmakta ve çok uygun fiyatlarla satılmaktadır. Yakın zamanda ülkemize gelmeye başlayan albino varyasyonları da yaygınlaşmaya başlamış ve hobicilerin beğenerek besledikleri balıklar arasına girmiştir.
 


 


Cüce vatozlar, geniş pH aralığında yaşayıp üreyebilmeleri nedeniyle, farklı su özelliklerine sahip tanklarda birçok barışçıl balık türü ile uyumlu bir şekilde yaşayabilmektedir. Tanganyika, Malawi ve Amerikan tanklarında barışçıl balıklarla birlikte bakılabilirler. Yosun yiyici balıklar arasında, vücut yapıları ve renkleri nedeniyle en popüler balıklar arasındadırlar. Yuvalarını kayalarla oluşturulan mağaralarda yapmaktadırlar. Diğer vatoz türleri gibi cüce vatozlar da, genelde gündüz pek ortada görünmezler, geceleri daha çok aktiftirler.

Beslenme:
Cüce vatozlar, omnivor beslenme özelliğine sahip balıklardır. Yani hem bitkisel ve hem de protein ağırlıklı yemlerle beslenirler. Ağırlığın bitkisel yemlerde olması gerekir, yoksa sindirim sorunları yaşanabilir. Akvaryumda her türlü balık yemini severek tüketirler. Yalnız, vereceğiniz yemlerin mutlaka tabana inmesini sağlamanız gerekir. Zaman zaman vereceğiniz haşlanmış ıspanak, haşlanmış havuç veya çiğ olarak vereceğiniz salatalık onlar için iyi bir öğün olacaktır. Ancak, verdiğiniz bu yemleri bir günden fazla tank içinde bırakmayın, artıklarını ertesi gün dip çekerek temizleyin.

 


 



Cinsiyet Ayrımı:
Küçük yavrularda cinsiyet ayrımı hayli zor olmakla birlikte, erişkin hale geldiklerinde bu ayrım daha kolay yapılmaktadır.

Erkekler: Erişkin erkeklerin belirgin özelliği, kafalarının ön kısmında dikensi uzantıların bulunmasıdır. Erkeklerin gövdeleri daha geniş ve uzundur, kafaları da daha kalındır. Gözleri ise birbirinden daha ayrık dururlar. Aşağıdaki çizimde ilki erkek, ikincisi ise dişidir.

 


 


Dişiler: Dişilerin kafalarında erkeklerde olduğu gibi dikensi uzantılar görülmez ya da çok az ve küçük boyda olabilir. Gövdeleri ve kafa yapıları daha incedir. Gözlerinin arası erkeklere göre daha yakındır.

Üreme:
Cüce vatoz erkekleri çok eşli(poligami)dir. Aynı tank içinde birden fazla dişi ile çiftleşip yavru yapabilirler. Bu türlerin üremedeki en önemli özelliği; yumurtalara erkek cüce vatozun bakıp korumasıdır.

Cüce vatozların yumurtlamaları için akvaryumunuzda bulunduracağınız en uygun araçlar; testi, hindistan cevizi kabuğu ile deniz kabuklarıdır.

Erkek cüce vatoz, yumurtlama dönemine kadar yanına yaklaştırmadığı dişilere, yumurtlamadan birkaç gün öncesinden itibaren yuvaya girmesine izin verir. Birkaç gün boyunca süren bu kurlaşma sonrasında dişi, altın sarısı renkteki iri yumurtalarını yuvaya bırakır ve sonra yuvayı terk eder. Dişi, erkeğin belirlediği yuvaya yumurtalarını bıraktıktan sonra bir daha ne yumurtalarla, ne de yavrularla ilgilenmez. Tüm bu işleri erkek cüce vatoz üstlenir. Bundan sonra erkek, yuvanın ağzında durarak hem yumurtaları diğer balıklara karşı korur, hem de yan yüzgeçleri ile sirkülasyon yaparak yumurtaların bol oksijen almasını sağlar. Erkek, kuluçka süresince yuvayı hiç terk etmez.

 


 


Yavrulardan yumurtaların çıkması 4-5 gün sürer. Yavrular ilk çıktıklarında altın sarısı renktedirler ve karınlarında da yumurta kesesi taşırlar. Birkaç gün sonra siyah renklerini almaya başlarlar. Yavrular çıktıktan sonra da erkek cüce vatoz yavruları korumaya devam eder. Yavruların yuvadan uzaklaşmamasına çalışır. Bulundukları tankta yavrular için tehdit olabilecek balıklar varsa, yavrular yumurtadan çıktıktan sonra, bulundukları yuva ile birlikte aynı su ve ısı özelliklerine sahip, taban malzemesi olmayan başka bir tanka ayırabilirsiniz. Erkeği bir süre daha bu tankta bırakabilirsiniz.

 






 



Yumurtadan çıkan yavruları karınlarındaki yumurta kesesi bitene kadar yemlemeyin. Kese kaybolduktan sonra spirulina içerikli tablet yemlerle günde 3-4 kez beslemeye başlayın. Tableti yavru sayısına göre bölerek kullanın. Fazla atacağınız yem suyun bozulmasına ve yavruların ölmesine yol açacaktır. Örneğin, tableti bıçakla 4 parçaya bölerek gün içerisinde verebilirsiniz. İlk iki hafta su değişimi yapmayın. Daha sonra, haftada iki kez dip temizliği yaparak dinlenmiş su ile yüzde 20’lik su değişimleri yapın. Bu, yavruların daha iyi gelişmesini sağlayacaktır. Yavrular bir aylık olduklarında, balıklarınız için kullandığınız yemleri ufalayıp tabana inmesini sağlayarak beslemeye devam edin. Bitkisel yemleri vermeyi ihmal etmeyin. Erişkinler için hazırladığınız haşlanmış ıspanak, havuç ve salatalıktan da vermeye başlayabilirsiniz.

 


 



Cüce vatoz yavrularını bekleyen en önemli tehlike, beyaz benek hastalığıdır. Bu hastalığın bulaştığı yavru tankında, ne yaparsanız yapın yavruları kurtaramıyorsunuz. O nedenle yavru tankında ısı değişimleri olmamasına dikkat edin. Mutlaka ısıtıcı kullanın ve değişim sularının da tank suyu ile aynı ısıda olmasına dikkat edin. Yavrular 5-6 cm olduklarında cinsiyetleri belirmeye başlar.
 

 

• Corydoras Sterbai Üretimi

Anatomisi
Vücudu gri ve tonları renklerde iken yüzgeçleri turuncudur.Erkekler 5 cm boya ulaşırken dişiler 6 cm boya ulaşırlar ve daha şişkindirler.Bıyıkları kumun altındaki yiyeceğin bile kokusunu alacak şekilde tasarlanmıştır.Doğasında oksijence fakir bölgelerde yaşarlar.Bu yüzdendir ki,sık sık akvaryumun yüzeyine vurarak hava alırlar.
Özel İhtiyaçları ve beslenmesi
Dünyada sadece Brezilya ve Bolivya'da bulunmaktadır.habitatında pH 6-8 arasında gezerken su sıcaklığı 21-29 °C arasında değişir.Yine de Sterbailer asidik sulardan daha çok hoşlanırlar.Sağlıklı gelişebilmeleri için akvaryumlarında nitrat ve fosfat oranının çok az olması gerekmektedir.Malaşit yeşili ve tuz gibi ilaç kullanımları onları öldürebilir.İnce yapılı bir kumun tabanda olması onlar için önem arz eder.Aksi takdirde bıyıklarını zedeleyip çok önemli duyularını kaybedebilirler.Sürünün içinde en az kendi türünden 6 tane bulunması gerekir.Doğada yüzlere varan sürüler halinde dolaştıklarına rastlanmıştır.Beslenmelerini engelleyecek agresif balıklarla birlikte bakılmamalıdırlar.Makrakanta veya vatoz türleri zayıf corydorasları birer lokma gibi görmektedirler.Her türlü yemi kabul ederler.Onlar için hazırlanmış tablet yemler en çok tercih ettikleridir.Günde 3 defa ufak parçalara bölünerek verilmelidir.Dondurulmuş yemleri de yiyebilirler.Hatta yiyemedikleri yemleri solungaçlarından dışarı attıklarına şahit olabilirsiniz.Aynı zamanda bitkisel besinleri de tüketmekten zevk alırlar.Salatalık,ıspanak ve bezelye en sevdiği bitkisel yiyeceklerdir.
Üreme

Sürü halindeyken bir çok kez ürediklerine rastlanmıştır.Üretimleri kolay değildir.Bir çok çöpçüde olduğu gibi sterbailer de yağmur mevsiminde ürerler.Yalnız akvaryum sıcaklığını 3 veya daha az derecede değiştirmek gerekir.Bir alakası var mıdır bilinmez ama bir çok sterbai çöpçü sahibi balıklarının öğlen vakti ürediklerini söylerler.Akvaryumun orta bölümlerinde ürediklerini de söylerler.Ne kadar doğru ne kadar yanlıştır orası tartışılır.
Dişi ağzıyla erkeğe yapışır.T pozisyonu dediğimiz pozisyonu alırlar. Daha sonra ise dişi anal yüzgeçlerine yumurta bırakır ve onları orda sıkıştırır. Dişi genelde akvaryumun düz yerlerine yumurta yapar.Bu yerler genelde cam olurken herhangi bir aksesuar,bitki ya da benzeri bir şey olabilir.
Yavrular yumurtadan bitmemiş bir vitellus kesesi ile çıkarlar.Bunun sayesinde 3-5 gün yavruya bir şey vermeye gerek yoktur.Artemia yemeleri zor olduğu için,infuseria ya da pembe tablet yemlerle besleyebilirsiniz.Aynı zamanda yavrular pembe tablet yemlerden yedikleri takdirde karınları pembeleşir ve yemi yediğini anlayabilirsiniz. Yavrular için akvaryumun temiz olması da çok büyük önem arz eder.Nitrat yükselmeleri engellenmelidir.Bunu %10 -15 lik su değişimleriyle kontrol edebilirsiniz.Kaçınmanız gereken diğer şey de akvaryumuna filtre koymaktır.Eğer böyle bir şey yaparsanız acı bir tecrübe yaşarsınız.Isıtıcının tabana çok yakın olmaması gerekir.Hassas yavrular ısıtıcıyla temaslarında hemen hayatlarını yitirebilirler.Bütün bunlara dikkat edildiğinde bile yavru kayıpları yaşanabilir ancak yine de büyüyen bir sürü yavrunuz olacaktır. 24 günün sonunda yavrular tam bir yetişkin görünümünde karşınızdadır.Her uzvu yeteri kadar gelişmiş durumdadır.Renkleri de yavaş yavaş oturmaya başlar.
Umarım bu makale size faydalı olmuştur.Unutmadan sürü halinde beslemeyi ihmal etmeyin.
 

 


• Çöpçü Üretimi

Corydoras’lar üretilmek istendiğinde genelde özel bir üretim tankı, bir topluluk tankında yumurtlamalarını beklemekten daha iyi sonuçlar verir. Topluluk tankında yumurta dökseler bile muhtemelen bunu hiç farketmeyeceksiniz. Yumurtalar balık tarafından iyi şekilde saklanır ve tankın diğer sakinlerinin ile kendi ebeveynlerinin aç dikkatlerinden kurtulsalar bile, yumurtadan çıkan larvalar aşırı derecede savunmasızdırlar. Yumurtadan çıktıklarında ilk yapmak zorunda oldukları şey, yüzme keselerini havayla doldurmak için yukarı çıkmaktır. Yine de bazıları hayatta kalabilir ve bir ay sonra sahibi, ilk 2 cm uzunluğundaki gencin tankta yem için sakin sakin gezindiğini görünce şaşırıp kalabilir.

 

Belirli bir Corydoras türünü üretmeyi planladığınızı varsayalım. Genel tank düzeni aşağıdaki gibi olmalıdır.

 

Tank

Bir çöpçü üretim tankı yeterli uzunlukta olmalıdır. Genel bir kural olarak , tankın uzunluğu yetişkin balığın maksimum boyutunun en az 10 katı olmalıdır. 30 cm veya daha küçük bir tankta yetişkin bir paleatus’un yumurta döktüğü hakkında çok sayıda söylenti vardır ama tabii ki kimse başarısızlıklardan bahsetmez. Benden söylemesi; tank ne kadar büyükse, başarı oranı da o kadar yüksektir.

 

Tankın yüksekliği 30 cm’i geçmemelidir. (Tank daha yüksek olabilir, o zaman sadece bu yüksekliğe kadar doldurmayın.)

 

Balıklar

Tabii ki balıklar sağlıklı olmalıdır ve evet, iyi beslenmiş olmalıdırlar fakat bu bahsedilenlerin hepsidir. Bir grup balık seçilmelidir ve bunlar yeterince olgun olmalıdır. En iyi yol, yetişkin vahşi balık almaktır. Eğer yabani balık alırsanız, yapılacak ilk şey hastalıksız olduklarından emin olmaktır. Taşıma sırasında balıklara gerçekten çok kötü davranılır. Balıklarda kullanılan bazı ilaçlar onları geçici olarak kısır bırakır ki bu; çok sayıda ilk çiftleşmenin kötü gitmesinin sebeplerinden biridir.

 

Büyük balıklar (bizim istediklerimiz), nakildeki daha yüksek ölüm oranları (vücut ağırlığı oranına daha az su) ve akvaryumcuların bizim büyük balıklar istediğimizi  bilmeleri sebebiyle genelde daha pahalıdırlar. Akvaryumculara inanmayın, satışlardan mümkün olan en yüksek geliri elde etmeye çalışacaklardır. Fiyatlar, yeni ya da nadir bulunan çöpçüyü almak isteyecek insanlar için birden yükselecektir. Arkadaşlarınıza yarı fiyatıyla gönderin.

 

Hiçbir suretle pahalı oldukları için sadece üç balık alıp, bir ay içinde üç tane daha almayın. Aynı tür olacaklarına bir garanti yoktur.

 

Küçük balıklar da büyüyecektir. Çoğu tür için makul bir boya ulaşmaları minimum 2-3 yıl almasına rağmen, tanklardaki büyüme oranı doğaya göre kısalmıştır.

 

Dekor

Saklanma yerleri:hindistancevizi kabuğu ya da daha iyisi, yatay bir taş ve bunun üzerine koyacağınız birkaç küçük taşla yaratacağınız birkaç çıkışı olan bir mağara. Bitkiler isteğe bağlıdır ama gerekli değildir.

 

Işıklandırma

12-13 saat boyunca tercihen az ışık veya tank pencere yakınındaysa hiç ışık vermeyin.

 

Substrat

Yaklaşık 0.5-1 cm kalınlığında döşenmiş kum

 

Filtreleme

Güçlü filtreleme, özellikle tankın bir bölgesinde. Fakat az akıntı olan veya hiç akıntının olmadığı bölümler de bulunmalıdır böylece balıklar dinlenebilir.

 

Isı

24-26°C

 

Su Değişimleri

Tanktaki sudan yaklaşık 5-10°C daha soğuk dinlenmiş suyla yapılan günlük %50 değişimler. Suyu değiştirirken dikkatli olun - eğer camın bir kısmı 10°C daha soğuk olan suyla direk temas ederse, cam kırılabilir.

 

Beslenme

Balıkları iyi besleyin, ne kadar isterlerse. Günlük su değişimleri yapıyorsunuz o yüzden kalanlar problem olmaz. Kankurdu (bloodworm), daphnia, artemia, kıyılmış solucan ve tubifex ile besleyin.

 

Buna 1-2 hafta (veya daha uzun) devam ederseniz, çöpçülerin çoğu yumurtlayacaktır. Bazıları daha çok özen gerektirir ve bir süre için yumuşak asidik suda tutulmalıdırlar. Daha sonra suyu, hem ph’ı yükseltmek hem de ısıda bir düşme gerçekleştirmek için  yumuşak nötr suyla değiştirin.

 

Yumurtalar

Yumurtaları tutarken çok dikkatli olun. En iyisi “yumurta bezleri”ni** (spawning mops) kullanmaktır; yumurtaları tutmadan tanktan çıkarmanıza imkan sağlar. Yumurtaları, yumurtaların bırakıldığı tanktan alınan suyun olduğu küçük bir tankın içine yerleştirin. Yine de çoğu yumurta mantarlaşabilir. Yumurtaları elinizle almak zorundaysanız, yumurtaları çıkarmadan önce elinizi çok iyi yıkamalısınız (parmaklarınızda hiç sabun kalmadığına emin olun). Bazı kimseler yumurtaları camdan ayırmak için jilet kullanır fakat bunu doğru dürüst yapanı hiç görmedim. Çöpçü yumurtaları oldukça serttir ve onları tutarak ezemezsiniz.

 

Tekrar mantarlaşan yumurtalara dönelim. Yumurta kabuklarının zarar görmesiyle sonuçlanan bakteriyel saldırılar sonucunda yumurtalar mantarlaşır,. Mantar, ikincil enfeksiyondur çünkü mantar zarar görmüş olan yumurtalara hücum eder. Yumurtaları ayrı bir yetiştirme tankında büyütmeye çalıştığım zamanların çoğunda yumurtaların %60-80’i mantarlaştı. Metilen mavisi gibi önleyici bir ilaç eklemek yumurtadan çıkış oranlarının artmasına biraz yardımcı oldu.

 

Daha sonra üreme tankının yanından asılan yavrulukları (plastik değil de ağdan olanlar) kullanmaya başladım. Çıkış oranları %90-95 civarına yükseldi. Yavruları artemia ile 1-2 hafta boyunca besleyerek burada tuttum ve sonra onları yetiştirme tankına naklettim.

 

Yetiştirme tankında sade cam taban kullanmak, temizlemesi kolay olduğu için yapılacak iyi bir şey gibi görünebilir ama benim denememde yavrularda sık sık mantar gelişti. Cam tabanlı bir tankta mantarlaşmaya neden olabilecek ince bir bakteri tabakası daima varolacaktır. İnce bir tabaka kum eklememden sonra yavrular mantar geliştirmeyi durdurdular.

 

80 cm’lik bir tankın 100’den fazla genç çöpçüyle (benimkiler pandaydı) dolması gerçekten güzel bir manzaradır. Bazı doğal grup davranışları gözlemleyebilirsiniz ve onları beslenip gelişirken izleyebilirsiniz. Türe bağlı olarak 2-3 cm boyuna kadar oldukça hızlı büyüyebilirler fakat büyüme duraklamaya girdikten sonra yavruların akvaryumcularda gördüğünüz genç olanlarla aynı boya gelmesi 1 yıla kadar zaman alabilir. Tamamen erişkin boya gelmeleri ise en az bir yıl daha alacaktır.

 

• Çöpçü Üretimi (Corydoras Paleatus - Komando Çöpçü)

Diğer yumurta yığanlar gibi Corydorasların üretimi de biraz ilgi ve fedakarlık isteyen bir uğraştır.Fakat yavrular çıkmaya başlayınca buna değer doğrusu.

Corydorasların bilinen yaklaşık 120 kadar çeşidi olduğu söyleniyor ama doğa çok cömert ve durmadan yeni varyasyonlar ve mutasyonlar yaratabiliyor.

Corydoraslar sürü balıkları olduklarından akvaryumlarda kesinlikle yalnız bırakılmaması gereken ve en az 6-7 birey halinde tutulması uygun olan balıklardır.Bu üretimi teşvik etmek içinde geçerlidir. Coryler birbirlerinin hareketlerini takip edip onlardan etkilenirler. Mesela bir sürü içinde yumurtaya hazır bir dişinin veya birkaç erkeğin heyecanlı hareketleri diğerlerini de uyarır ve harekete geçmelerine yardımcı olur.

Akvaryumlarda da üretilebilirler.Corydoraslar doğada yağmur mevsimlerinde yumurtlayarak üremektedirler ve nehir yataklarında da yaşadıkları göz önüne alınırsa temiz ve taze su istedikleri kesindir.Tuza karşı hiç tahammülleri yoktur ve yumuşak sulardan hoşlanırlar ama biraz sert sularda da yaşarlar.Akvaryumlarına tuz eklenmemelidir.

Akvaryumda üremelerini sağlamak için doğadaki üreme mevsimini taklit etmek gerekir.Bunun için 30X30X30 gibi veya buna yakın ölçülerde üreme tankları seçilmesi uygun olur.Böyle bir tanka 1 dişiye 2 erkek denk gelecek şekilde 6 balık koymak sağlıklı bir yumurtlama için yeterlidir.Dişiler üstten bakıldığında solungaç kapakları hizasından itibaren daha kalın bir karına sahiptirler .Erkekler ise solungaç kapağı hizasından itibaren kuyruğa kadar incelirler.

Üreme tankının dibine çok ince dere kumu veya sonkat ince sıvalık kumdan 1 cm kalınlığında bir tabaka konulması doğadaki dere yataklarının ince kumlu dip yüzeyini anımsatır ve balıkların yemlerini rahat yakalamalarını ve karın altı mukozasının yenilenmesini sağlar.Ayrıca biyolojik dönüşüm için de yararlıdır.Suyun bulanmasını önler.

Damızlıklar akvaryuma bu şekilde konulduktan sonra bir hafta kadar Tubifex (canlı yem) ile beslenmeye başlanır.Beslenme başladıktan 2-3 gün sonra her akşam akvaryum suyunun %50 si taze ve daha soğuk su ile değiştirilmelidir ve akvaryuma dıştan takılacak bir şelale tipi filitre  yukarıdan sürekli su dökmek suretiyle de çalışırsa, işte doğadaki "yağmur mevsimi" ni taklit ettiniz demektir.Yumurtlayacak dişiler akvaryum camlarında hızlı hızlı yukarı -aşağı, sağa - sola yüzerken bir yandan da bıyıklarıyla camları yoklamaya , yalarmış gibi hereketler yapmaya başlarlar.Erkeklerde hemen dişilerin başı üzerinde bıyıklarıyla sürekli dişinin sırtına ve başına dokunup sürekli bir temes halinde olurlar.Yumurtlama işlemi sırasında dişi ve erkek " T " harfini andırır bir pozisyona girerek yumurtalarını döllerler.Erkek anal açıklığını dişinin ağzına dayar ve dişi burdan döl içerek solungaçları aracılığı ile anal yüzgeçlerinin arasına yumurtladığı yumurtaların üzerine püskürtür.Daha sonra camda tesbit ettiği yere bu yumurtaları sanki eliyle sıvazlar gibi camlara yapıştırır.Bu sırada filietrenin çalışır durumda olması yumurtaların yenme riskini azaltır.

Su tazeleme işlemini akvaryum camlarında yumurta görünceye kadar devam ettirilmelidir. Yumurtalar göründüğü zaman biraz izlenmeli, eğer yumurta yiyen balık varsa hemen akvaryumdan çıkarılmalıdır.Eğer balıklar yumurtlama işlemini tamamlamışlarsa akvaryum tabanında hareketsiz ve sakin bir şekilde duruyor olurlar.Bu durumda balıkların hepsi akvaryumdan alınarak yumurtalar kendi halinde bırakılmalıdır.

Artık bir akvaryum dolusu yumurtanız oldu.Şimdi dıştan takılan şelale tipi filitre çıkarılmalıdır. Akvaryumun içine yumurtaların fungus olmaması için "metilen mavisi" damlatılarak suyun biraz mavileşmesi sağlanmalıdır.Sonra bu akvaryuma kuvvetli bir hava taşı koyulması ve bir ısıtıcı aracılığıyle 26 C ye ayarlanması yumurtaların sağlıklı ve çabuk bir şekilde gelişmesini sağlar.Corydoras Paleatus yavruları 5,5 günde, Corydoras Aneaus yavruları da 3,5 -4 günde yumurtadan çıkarlar.

Yavrular yumurtadan çıktıklarında gözle bile zor görünürler.İlk 3 gün yem verilmesi gerekmez yavrular yeterli yumurta sarısı ile doğarlar.Üçüncü günden sonra yem arayışına başlarlar.Bu sırada akvaryum kumu üzerinde oluşan küçük tek hücreli organizmalar yavrulara yem olmaya başlar.Bu sırada az miktarda Tubifex kurtları bir falçata yada jilet yardımıyla düz ve pürüssüz bir tahta üzerinde çok küçük parçalara bölünmek suretiyle kesilerek yavrulara verilmeli ve beslenme böylece başlanmalıdır.Daha sonra akvaryuma hava ile çalışan bir sünger filitre takılmalıdır.Yavru akvaryumunun suyu her 3 günde bir % 20 taze su ile değiştirilirse yavrular  kısa zamanda boy atarlar.

 6-7 aylık olunca erkekler, yaklaşık 1 yaşında da dişiler döl verir hale gelirler.


• Makrakanta

Bilimsel Adı: Botia macracanthus

Diğer Bilimsel Adları: Cobitis macracanthus, Botia macrocanthus

Yaygın İsmi: Clown Loach (Loach sözlükte çoprabalığı olarak geçiyor)

Makrakantalar çok popüler akvaryum balıklarıdır. Ama aynı zamanda beslenmeleri zordur. Çünkü beyaz benek ve kötü su şartlarına karşı çok hassastırlar. Bu makale yeni makrakanta besleyecek olanlara balıkları için iyi bir ortam yaratmak amacıyla kaleme alınmıştır. Makrakantalar Endonozya’da (Sumatra, Borneo) yaşarlar ve dünyada akvaryumlarda beslenen hemen tüm makrakantalar doğadan yakalanmış ve dağıtımı yapılmıştır. Bu durum balıklar üzerinde ciddi bir stres yaratır. Akvaryumunuzda sağlıklı bir makrakanta kolonisi oluşturmak için atılacak ilk adım balıkların seçimidir. Peki sağlıklı balık aldığımızdan nasıl emin olabiliriz?

● Akvaryumcudaki genel koşulları kontrol ediniz. Akvaryumlarında ölü balıklar var mı? Suları temiz mi? Eğer bazı tanklar bakımsızsa diğer tarklarda da sorun olma ihtimali vardır. Balıkları sadece akvaryumlarına iyi bakan akvaryumculardan alınız.

● Makrakantalar nasıl görünüyor? Makrakantalar renklerinden size durumlarıı hakkında bir fikir verebilirler. Sağlıklı bir makrakanta net ve belirgin renkler gösterirken stresli olanlar beyaza yaklaşan bir renk sergiler. Sadece gerçek renklerini sergileyen balıkları alınız.

●Makrakantalar iyi beslenmiş mi? Doğru beslenmeyen balıkların tekrar sağlıklı bir hale getirilmesi çok zor olacaktır ve büyük bir olasılıkla böyle bir balığı aldığınız taktirde ölü bir balığınız olacaktır. Balıkların vücuduna bakın ve akvaryumcuya balıkları ne sıklıkla ve nasıl beslediğini sorunuz.

●Makrakantalar aktif mi? Sağlıklı makrakantalar çok aktif ve enerji doludur. Sağlıklı bir makrakanta kolayca yakalanamamalıdır.

●Makrakantaların saklanabilecekleri yerler mevcut mu? Sağlıklı makrakantaların strese girmemesi açısından saklanma yerleri çok önemlidir. Dolayısıyla saklanma yeri olan bir yerden alacağınız balıklar daha sağlıklı olacaktır.

●Daha önce beslemediyseniz 5 cm.’den küçük makrakantaları satın almayınız. Küçük balıklar büyüklere göre daha hassas olacaktır.

Sonuçta ideal olarak en hareketli ve canlı renklere sahip balıkları bulmaya çalışınız. Bunlar sizin için en iyi başlangıç noktası olacaktır.Aynı zamanda balığı alacağınız akvaryumcudaki su şartlarına dikkat edin ve sizin evde sağlayacağınız su şartlarına yakın şartları sağlayacak akvaryumcuyu seçmeye çalışın. Bu sayede balıklarda oluşabilecek stresi önleyebilirsiniz. Bu arada makrakantaların ölü gibi yan yatarak dinlenmeyi sevdiğini unutmayın. Tamamen normal bir durumdur ve balığın sağlıksız olduğunu göstermez aksine tam tersini gösterir. Makrakanta almaya karar verdiğinizde en az 3 (tercihen 8-10) balık almalısınız. Makrakantalar sürü balığıdır ve asla tek beslenmemelidir!

Evinize ulaştığınız zaman balıkların olduğu poşeti en az 10-15 dakika akvaryum yüzeyinde yüzer şekilde bırakınız. Sonra yavaşca her 10 dakikada bir az miktarda suyu ( bir kahve fincanı kadar) poşete ekleyiniz. Balıkları yeni ortamlarına bırakmadan önce bunu 4-5 defa tekrar ediniz.

TANK KURULUMU:

Makrakantalar 100 lt. ve daha üzeri akvaryumlarda beslenebilirler. Makrakantalar her ne kadar yavaş büyüseler de unutmayın ki zamanla çok büyüyecekler ve en az 540 lt.’lik bir tanka ihtiyaç duyacaklardır.

Akvaryumun dibini kum veya çakımdan oluşacak şekilde dizayn ediniz, çünkü makrakantalar dibi kazmayı çok severler. Makrakantaları bitki bulunan bir tankta beslemenizi tavsiye ederim. Fakat bitkilerin seçimi balıkların genç veya erişkin olma durumlarına göre değişkenlik göstermektedir. Genç balıklar hemen her tür bitkiyle beslenebilir. Erişkin olanlar ise Java fern veya Anubias gibi sert yapraklı bitkilerle beslenmelidir. Diğer bütün bitkiler erişkin makrakantalar tarafından yenecek veya tahrip edilecektir. Aynı zamanda akvaryumu loş hale getirecek su üzerinde yüzen bitkileri tavsiye ederim, zira makrakantalar loş ışıkta daha aktif olurlar.

Makrakantalar birçok mağara ve saklanma yeri olan ortamları, tercihende ancak vücutlarının sığabileceği kadar dar geçişleri olan yerleri severler. Balığınız akvaryumda herhangi bir yere sıkıştığında endişelenmeyin, çünkü büyük ihtimalle kendi tercihi bu yöndedir.

Saklanma yerleri kayalar, pvc borular, çiçek saksıları ve birçok değişik akvaryum dekorları ile oluşturulabilir. Kenarları keskin objeler kullanılmamalıdır. Her balık için birkaç saklanma yeri oluşturmalısınız.

Makrakantalar kötü su şartlarına karşı hassastırlar. Tankta iyi bir filtreleme isterler. Akıntılı ortamlar tercih edilir, çünkü doğal ortamlarında akıntılı ortamlarda yaşarlar.

Makrakantalar çok iyi sıçrarlar. Dolayısıyla tankınızın üzeri tamamen kapalı olmalıdır.

SAĞLIK:
Daha önce söylediğim gibi makrakantalar kötü su şartlarına karşı çok hassastır ve kötü şartlarda ilk hastalanan veya ölen balık olacaktır. Haftalık %25 su değişimi tavsiye edilir. Bu hassasiyetlerinden dolayı bazen indikatör balık olarak çağırılırlar. Sağlık durumları akvaryumun su kalitesini belli eder. Klora karşı çok hassas olurlar ve küçük bir miktarıyla bile toplu ölümler olabilir.

Bu tür eğer su şartları yeterince iyi değilse beyaz benek hastalığına yakalanmaya çok eğilimlidir ve birçok ilaca ve tuzlara karşı hassastır. Makrakantalarınızı her zaman gözlemleyin ve tavsiye edilen ilaç dozlarının yarısın kullanın. Aksi taktirde balıkların ölümüne sebep olabilirsiniz.

BESLENME:
Makrakantalar etoburdurlar ve sadece diyetlerini tamamlamak için bitkisel beslenirler. Bu sebeple bahsedilen şekilde beslenmeleri tavsiye edilir. Balıklarınızın sağlıklı büyüyebilmesi için günde 3-5 defa beslenmesi tavsiye edilir (Yinede yavaş büyüdüklerini unutmayın). Diyetleri birçok değişik yemleri içermelidir. Hemen her tür hayvansal yemi tüketirler. Karides, değişik yüzen büsküviler, değişik donmuş gıdalar ve büyüdükçe balık parçaları verilebilir. Makrakantalar klik sesi çıkarabilirler ve bunu canları istediğinde de yaparlar. Kısa zamanda çıkardıkları bu sesten hangi yemleri sevdiklerini anlayabilirsiniz. Birçok balık gibi bu tür de yeni yemlere alışana kadar zamana ihtiyaç duyar, sonra da bu yem favori yemi olabilir. Makrakantalar salyangoz yiyen ve bunları seven nadir türlerdendir. Bu bakımdan istenmeyen salyangozlara karşı çok etkilidir.

ÜRETİM:
Çok nadir olmakla birlikte makrakantalar akvaryumda üretilmişlerdir. Cinsiyetlerini ayırmak zor olmakla birlikte kuyruk yüzgeçlerine bakarak anlaşılabilir. Erkeklerde kuyruk yüzgeçleri bariz olarak içe doğru kıvrıktır, bir pençe görünümü almaktadır. Dişilerde kuyrum yüzgeci bu şekildi değildir.

Makrakantalar üremek için oldukça yaşlı ve en azından 17 cm. boyunda olmalıdır. Makrakantaların yumurtlaması için aşağıdaki şartların sağlanması gereklidir:
● Isı : 29 C
● pH : 6.5
● Amonyak&nitrit : 0
● Nitrat : <25 mg/L

Bitkili bir akvaryumda birlikte tutulan 25 cm.’den büyük 4 makrakanta yumurlamadan birkaç hafta önce davranış şekillerini değiştirmişler ve besin olarak sadece canlı balık yemeye başlamışlardır. Gruptaki dişiler bu beslenme sonucu hızla büyümüşler ve çevreleri yumurtlayana kadar neredeyse iki katına çıkmıştır. Yumurtlamanın olduğu gece ise iki makrakanta su yüzeyinde birbirlerinin etrafında dönerek yüzmüş ve klik sesi çıkarmışlardır. Sonraki sabah akvaryumun tabanında 450’ye yakın yumurta mevcuttu. Makrakantalar kendi yumurtalarını afiyetle yerler, o yüzden anaçların başka bir yere alınması tavsiye edilir. Yavrular ilk iki hafta sıvı yavru yemiyle beslenir, sonrasında ise ufalanan yemler verilebilir. İlk 6 hafta göreceli olarak hızlı büyürler ve 2.5 cm. civarına ulaşırlar. Daha sonrasında büyüme oldukça yavaşlar.

Üretim açısından yaşlı balıkların seçilmesi bir gerekliliktir, çünkü bu balıklar üreme için yaşca büyük olmalıdır. Makrakantalar 50 yaşına kadar yaşayabilirler ve bu sebeple birçok türden farklı olarak hayatlarının daha geç dönemlerinde yumurtlamaları mümkündür.
 

 • Makrakanta (Clown Loach)

Anavatanı: Doğu Asya
Latince: Botia macracantha
Beslenme: Etçil
Sıcaklık: 27-28 C


Botialar uzun zamandır akvaryum balıkları arasında ilgi çeken dişli balıklardır. Evet yanlış okumadınız dişli bir balıktır. Derileri ince olduklarından beyaz benek, mantar ve çeşitli bir çok hastalığa karşı hassastırlar. Pek çok türle uyumlu yaşamasına ragmen sert bir tür olup etçil beslenir. Tabi bu discus gibi bir balıkla da beslenemeyeceği anlamı taşımaz.

Sazansıgillerden olup çoğunlukla dipte salyangoz ve yem arayan bir tür olduğu için salyangozla mücadelede doğal bir çözümdür. Tabi makrakanta koymak baktığınız balığa göre değişir D oğal suları yumuşak olup akvaryum ortamında üretimi mümkündür. Pek çok dip balığı gibi yağmur mevsiminde ürer. Bunun içinde akvaryumun üzerinden fiskiye ile yağmuru taklit etmek üretim için bir artıdır.

Peki üretim için ne yapmalı?
Boyutları 110-60(h)-80 olan akvaryumlar çok uygun. Suyu mümkünse R.O dan doldurulup ,peat ile zenginleştirilmelidir. Tabana kum şart değil fakat olursa üretim için bir artı daha kazanılır. Akvaryumun 4 köşesine koyacağınız makrakantaların girebileceği 4 kovuk üretim için çok önemlidir.Bu kovuk malzeme şeffaf olmamalıdır.

Balıklar
Tabiki üreme boyuna-yaşına gelmiş olmalı ve sağlıklı olmalılar. Erkek dişi ayrımı çoğu kaynakta bilinmiyor diye geçse de dişilerin daha ince bir yapıya sahip olduğu rivayeti vardır.

Koyacağınız balık sayısı en az 6 adet olmalıdır. Tanka atacağınız bir kaç normal akv. salyangozu ile tamamen doğa taklit edilmiş olacak. Akvaryumun içine iki adet düşük debide küçük kafa motoru ekleyin ve akvaryum içi akıntı sağlayın. Sıcaklığı 28 dereceye sabitleyin. Akvaryum 110-80-60(h), her köşede birer kovuk, ortada ufak, sivri uçlu olmayan kaya, sıcaklık 28 derece, 2 tane ufak iç akıntı motoru, salyangozlar, üstten yağmurlama,6 adet yetişkin makrakanta(erkek dişi ayrımına göre 2 dişi 4 erkek), sıcaklığı her gün bir derece düşürülüp sonunda 25 dereceye sabitlemek, su seviyesini 40-45 cm e çekmek ve iyi bir filtirasyon ile gerisi zaman ve şansa kalıyor. Yumurtalayacak dişi oldukça hareketli olup normal davranışlarından daha serttir. Kendine bir kovuk seçer ve buraya hiç bir balık yaklaştırmaz. Sonra yumurta taşıyan dişi sahiplendiği kovuğa yumurtalarını bırakıp yuvayı terk eder. Bundan sonraki erkek gelir yumurtaları döller. Sonra da tüm balıklar tanktan çıkarılıp ortam karaltılır. Çıkan yavruları ilk önce ana tanktan ayırmayın. Tabandaki kumu, dekoru, kovukları, motorları ve yağmurlama sistemini çıkarmanız yeterli. Yavrulara ilk iki gün yem verilmemeli. Ondan sonra infüseria, artemia, su piresi, kıyılmış kankurdu verilebilir. Haftada iki defa bitkisel yemleme çok önemlidir. Su değişimini 3 günde bir 2 litre olarak yapmak yeterlidir. Dipte kesinlikle nitratı yüksektecek bir şey olmamalıdır. Yavrular yaklaşık 2 ay sonunda 4-4,5 cm olacaklardır.
 


• Otocincluslar

 



Otocinclus cinsi, vantuzlu kedibalıkları olan Loricariidaelerden sayılmaktalar. Bu cinsin bireyleri oldukça küçük boyutludurlar, erişkin halleri genellikle 5cm'i geçmez. Renkleri genel olarak krem rengi ve kahverenginden oluşur. Bazı bölümlerde koyu, hatta siyah desenlerde olabilir. Bu desenli türler ya benekli ya da çizgili olurlar. Otocinclusların kuyruğa doğru gittikçe inceleşen oval bir vücut şekilleri vardır. Dişiler boy ve şekil olarak genellikle ayırt edilemezler.

Bu balıklar Güney Amerika'nın balıklarıdır. Brezilya, Paraguay, Peru ve Bolivya gibi pek çok yerde bulunabilirler. Yaşadıkları habitat çok temizdir. Bol bitkili, akıntılı, bol oksijenli, sığ yarıklarda yaşarlar. Bu sığlık 5 cm'i bile bulabilir. (Bu balıklar nitrata aşırı duyarlı olduklarından yeni kurulan tanklara koyulmamalıdır.) Otocincluslar çoğu zaman düz bir bitkinin üzerinde alg ve alg içinde yaşayan mikroorganizmaları yerler. Akvaryumda her zaman yeteri kadar yosun olmayabilir. Bu durumda batan bitkisel yemler, ıspanak, brokoli, kabuğu soyulmuş bezelye ve ara sıra dondurulmuş artemia verilebilir.

Otocincluslar küçük ve barışçıl balıklardır. Sürü balıkları olmasalar da gruplar halinde beslenilirse daha iyi olur. Diğer küçük utangaç balıklarla akvaryumda mükemmel bir uyum gösterir. Otocincluslar genellikle geceleri aktiftir. Yemlenme yapılacaksa buna göre davranılmalı, ışıklar kapatıldıktan sonra yem verilmelidir. Akvaryum bol bitkili olmalı, kütük de bulunmalıdır. Kuvvetli ışık onları rahatsız etmez, böylece alg oluşmasında sorun da olmaz. Eğer yeterince yosun olmazsa nadir olmakla beraber çok narin bitkilerin yeni yapraklarına zarar verebilirler.

Akvaryumun pH'ı 6 - 7.5 arası olmalı, sertliği ise yüksek olmadığı sürece sorun yaratmamaktadır. Sıcaklık 20 ila 25 C derece arası olmalıdır. Su açısından en önemli konu amonyak, nitrit ve nitrat. Amonyak ve nitrit bulunmamalı, nitrat ise çok az olmalıdır. Oturmuş bir tank onlar için çok önemli. Suyun yüzeyi bol oksijen ve havalandırma için hareketli olmalıdır. 60cm'lik akvaryumlar alt sınır olarak önerilsede altındaki akvaryumlarda da su şartları sorun olmadığı sürece sorun çıkmamaktadır.

Bu balıkları üretmek mümkündür. Yumurtalar cama veya bitkiye yapıştırılır. Yavrular suyun sıcaklığına göre 2-3 gün içinde çıkarlar. Çok küçük yemlerle beslenmelidirler. İnfuseria, alg ve yeni çıkmış artemia verilebilir

Otocincluslar küçük tanklar için mükemmel balıklardır, guruplar halinde bakılırsa büyük tanklar için de oldukça iyidirler. Alg yoksa bile yemlemesi kolaydır, çok uyumlu bir karma akvaryum balığıdır. Yosunlarınızı yapraklara zarar vermeden zarifçe temizler. Güzel şeyler küçük kutularda gelir lafının en iyi örneklerindendir.
 

• Scatophagus argus – Ne kadar uzun süre bakabildiniz?



Bu balıkları senelerdir hiç bir sorun yaşamadan yetiştiren şanslı küçük guruba mı dahilsiniz; yoksa tankınızdaki ölüm oranı, her seferinde yeniden denemek için 2-3 ayda bir yeni balık almayı gerektirecek kadar fazla mı ? Eğer, benim tecrubeme göre daha çok insanın bulunduğu ikinci gruptaysanız, bu makalenin işleri yoluna koymanız için yardımcı olacağını düşünüyorum.

Bu balıklara, genel olarak ev sahipliği yapan bölge Malezya akarsularının denize dökülen kısımları olsa da, denizden uzak, tatlı sularda da nadiren rastlanır. Benim edindiğim bilgilere göre ise, bu balıklar, havaalanlarına ve denizyollarına masraflı nakliyeden kurtulmak için; denizlere yakın, tuzluluk oranının yüksek olduğu bölgelerden toplanmaktadır. Nakliye sırasında ilk başta doğal (tuzlu) deniz suyu ile taşınmaktadırlar. Ancak sonradan tuz eklenmiş ya da eklenmemiş tatlı suya aktarılmaktadırlar. Bu nedenle, balıkların bir bölümünün daha sizin tankınıza gelemeden bile kötü durumda olduğuna şüphe yoktur.

Eğer şanslıysanız, haberiniz bile olmadan, tatlı sudan toplanmış balıklara sahip olabilirsiniz. Hatta bu durumda, hiçbir problem yaşamıyor ve şanssız arkadaşlarınıza, iyi olduğunu düüşndüğünüz tavsiyeler bile veriyor olabilirsiniz. Ancak tavsiyeleriniz genelde onlara yardım etmekten çok uzaktır.

Bu balıkların sert, alkali ve tuzlu suda bakılması gerektiği söylenir. Bu yüzden de suya bir miktar sofra tuzu eklenmesi tavsiye edilir. Bundan daha yanlış bir düşünce yoktur. Çünkü ölen arguslarımızın çoğu tuz eksikliğinden ölmemektedir. Hatta akuaristlerin bir çoğu suya tuz eklemenin balık için hiç bir olumlu etkisi olmadığını söyleler.

Genel olarak ölüm oranı iki etkene bağlıdır.

1. Sudaki yanlış magnezyum/kalsiyum oranı :
- Deniz Suyunda : Magnezyum yaklaşık 1.294 p.p.m. Kalsiyum ise 413 p.p.m.dir.
- Yerel (Cape Town) musluk suyu ortalamaları ise : Magnezyum 2 - 5 p.p.m. Kalsiyum 9 - 15 p.p.m.
Bu nedenle her galon* başına 1 çaykaşığı Magnezyum Sülfat eklenerek, sudaki sülfat oranının arttırılmasını gerekli görüyorum.

2. Fenol Zehirlenmesi :
- Fenol, yavaş hareket eden, sinirsel bir zehiridir.
Bu nedenle belirtileri : hissizlik, balığın akvaryum boyunca çok korkmuş bir şekilde cirit atması olarak karşımıza çıkar. Bu hastalık sırasında kafasını taşlara ve cama vurdukları, hatta yüksek hızda akvaryumun dibine yüzerek kafalarını kuma gömdükleri görülür. Fenol zehirlenmesi, bakımlı tanklarda bile, yemlemeden sonraki 8 saat içinde görülebilir. Arguslar diğer balıklardan farklı olarak bu zehire karşı çok hassastırlar ve zehiri dokularında biriktirirler.

Ben Fenol zehirlenmesini engellemek amacıyla, aktif karbon filtrasyonu kullanıyorum. 1 pint** aktif karbon, içinde iki balık bulunan 5 galonluk bir tankın temizliğini 4-6 hafta arası sağlayacakdır.

Basınç Hastalığı
Belkide, balığınızın yeni yerine tam anlamıyla uyum sağalamadığı ilk haftalarda başınıza gelen durum “basınç hastalığı”dır. Bu durumda balığınızın kanı ve dokuları, iç ve dış ortamdaki basınç eşitsizliği nedeniyle suya karışacaktır.

Acı su balıklarında ozmos regülasyonunun çok komplike bir süreç olduğunu ve bu mekanizmanın doğası hakında çok az şey bilindiğini de belirtmeden geçemeyeceğim.

Ancak basit bir dille, şu şeklde anlatılabilir:
Tuzlu su balıkları ozmos yolu ile sürekli su kaybederler. Bu kaybı, süreli su yutarak karşılarlar. Yuttukları suyun içindeki tuz, bağırsaklar tarafından emilir ve fazla gelen bölümü, solungaçlardaki bu iş için özelleşmiş hücreler tarafından, bir bakıma dışkı yolu ile dışarı atılır. Bu yüzden, bu hücrelere “klor hücresi” de denilebilir.

Tatlı su balıkları ise hiç su “içmezler”. Bunlarda “klor hücreleri” yerine, yüzgeçlerinde; dış ortamdan suyu ve tuzu emebilen ipliksi yapılar bulunur. Fazla su ve tuz ise böbrekler yoluyla dışarı atılır.

Eğer bir tuzlu su balığını, tatlı suya koyarsanız, yine su “içme” alışkanlığını devam ettirecektir. Acı su balıklarında ise durum biraz farklıdır. Bu balıkları tatlı suya koyarsnız su “içmeyi” bırakacaklar ve “klor hücreleri” yok olacak yerine (tabiri caizse) “su hücreleri” oluşacaktır.

Bu nedenle, acı su balıklarını tatlı suya uyarlama süreci; suyun, tatlı suya dönüştürülmesi ile balıkların “klor hücreleri”nin yok olup, “su hücreleri”nin oluşması arasındaki senkronizasyonu sağlamak olarak özetlenebilir.

Doğal ortamlarında arguslar, ozmotik basıncı çok zekice düzenlerler. Özellikle içeriğindeki üre miktarı yüksek olanları tercih ederek, ördek ve diğer kuşlar gibi bazı canlıların dışkılarını yerler. Fishes of India (1878)’da Francis Day, şöyle der: “doğal ortamlarından getirilen bir çoğunun içini açtığımda, midelerinin dışkı ile dolu olduğunu gördüm” Dahası, Malezya’da “lap-lap”ya da “mavi-yeşil alg” olarak bilinen ve nitrojen açısından zengin bazı alglerle kaplanmış taşları da yerler. Akvaryumda ise kendilerine ve diğer balıklara ait dışkıları yerler.

Bu durumda ilk başta söylemeyi unuttuğumuz bir durum ortaya çıktı. Arguslar tatlı su balıklarının dışkılarını yerlerse kısa sürede ölürler. Bunun seebi ise tatlı su balıklarının dışkılarında hemen hemen hiç üre bulunmamasına karşın bol miktarda, zehirli olan amonyağın bulunmasıdır.

Bu nedenle, balıklarımız tamamen uyarlanmadan önce, onları diğer balıklardan ayrı, tek başlarına beslemeliyiz. Eğer argusları damıtılmış suya koyar ve üre ile beslersek bu ortama bir hafta kadar dayanabilecek, üre verilmediğiz taktirde ise bir kaç saat içinde öleceklerdir.

Balıkları üre ile beslemek, dikkat gerektren bir iştir. Çünkü üre de, yüksek miktarlarda balıklarımızı zehirler. Biz, bu işe en uygun yem olarak, öküz dışkısını bulduk. Bu dışkı balıklara verilmeden önce mutlaka dondurulmaldıır. Aksi taktirde sindirimi zordur. Ayrıca dışkı içerisindeki büyük parçalara da dikkat edilmelidir. Ben senelerden beri arguslarımı sadece öküz dışkısı ve alg ile besliyorum.

Senede bir ya da iki kez, Cape Town civarındaki tatlısu havuzlarından alg topluyorum. Gölgelik bir yerde kuruttuktan sonra, plastik paketlerin içine yerleştirip karanlık bir yerde saklıyorum. Bu şekilde, aylarca yeşil renklerini kaybetmiyorlar. Balıkları beslemek için en iyi alg; bir Euryaline türü olan ve Enteromorpha adı verilen, acı sularda bol miktarda bulunabilen türdür. Bu alg önemli bir B1 vitamini kaynağıdır. Kurutulmuş algler, ilk önce tatlı suda (akvaryum suyu değil) çalkalanarak anında şişmeleri sağlanır ve böylece taze algden farkları kalmamış olur.

Ben bir ya da iki balık için; zeminde hiç bir malzeme olmayan, 4 galonluk tanklar kullanıyorum. Eğer akvaryumun dibi camsa, altına siyah kağıt yapıştırıyorum. Tankı magnezyumlu musluk suyu ile doldurdukta sonra, aktif karbon filtremi çalıştırıyorum ve mutlaka bir gece dinlenmeye bırakıyorum. Bu aşamada, eğer mümkünse, bir başka tankımızdan eski akvaryum suyu eklenmelidir. Ardından Eledoa gibi yüzen bitkilerimi yerleştiriyorum. Buharlaşarak eksilen su, zamanla, magnezyum kullanılmadan tamamlanmalıdır. Balık; içinde başka balıklarında bulunduğu herhangi bir akvaryuma alınmadan önce, görsel büyüklüğü de göz önünde bulundurulmalıdır.

Arguslar, saklanmak için karanlık yerleri severler. Cam duvarların herhangi birine yaslanmış arduvaz tabakası, kısa sürede balıklar tarafından bir “garaj” olarak algılanacaktır. Balıklar, tabakanın her iki tarafından da girip çıkabilmelidir. Örnek olarak akvaryumunuzda 4 adet argus varsa dördü için de birer “park yeri” yapmalısınız ki, hepsi kendi “garaj” ları olduğunu anlasınlar.


 

 

Mesaj Gönder