Altın akvaryum( Akvaryum Malzemeleri İle İlgili Sorular ve Cevaplar )

                                                             Bitki Galerisi | Balık Galerisi | Kuş Galerisi | Video Galerisi

                    Genel                                                              Discus Özel                                        Labirentler

                    Malzemeler                                                Canlı Doğuranlar                          Diğer balıklar

                    Bitki Dünyası                                            Cichlidler                                           Amerikan Tetraları

                    Deniz Dünyası                                          Sazansıgiller                                     Omurgasızlar
 

Malzemeler

Konu Başlıkları :

• İç filtre neden dış filtrenin yerini tutamaz • Filtremi Nasıl Verimli Kullanırım? • Işık Terimleri • Soğutma Sistemleri • UV Sterilizatörleri
 

 

 • İç filtre neden dış filtrenin yerini tutamaz

 

Akvaryum serüvenine ilk adım makalesinde biyolojik döngünün önemini anlatmıştım. Balıklarca suya bırakılan amonyak çok zehirlidir. Amonyağın derhal nitrite, ondan sonra da nitrata çevrilmesi gereklidir, bunu yapanlar da nitrifikasyon bakterileridir demiştim. Su, bu bakterilerin üzerinde kolonileşeceği bir ortam değildir. Bakteriler akvaryumda genellikle kum ve filtre üzerinde kolonileşirler. Kumun da altından çok az akıntı geçtiğini, oksijenli bakterilerinin orada yeterli sayıda bulunamayacağını, kum yüzeyinin de elverişsiz ve az olduğunu hesap edersek yükün çoğunun filtreye kaldığı açıktır. Şimdi filtrede bu bakterilerin barınabilmesi için yeterli alan gerekli. Sert sünger veya substrat bu görevi alnının akıyla yapmakta. Şimdi olaya büyüteçle bakmak gerekli. Su filtreye giriyor, bu arada sudaki amonyak ve nitrat bu bakterilerce tutuluyor ve zamanla dönüşüme uğruyor. Yani süngerin ve bakterinin yanında filtrasyon için bize bir de su akışının gerektiğini görüyoruz. İşte fark burada başlıyor. İç filtreye örnek olarak elimdeki Atman AT F-202 filtreyi (saatte 1200 litre su çevirmekte), dış filtreye örnek olarka ise yine elimdeki Sacem 500 Marathon filtreyi kullandım. (Saatte 800 litre su çevirmekte ancak yerden 1-1,5 metre yukarıya su bastığından bu sayı 500 litreye düşmekte)
Dış filtrenin haznesinin çapı 14 cm, alanı 154 cm2.
İç filtrenin sünger konulan yerinin boyutları 6'ya 4 cm. yani 24cm2.
Dış filtre saatte 500l su basmakta. Dış filtrenin 1 cm2'lik birim alanından 500/154'den saatte 3,25 litre su geçmekte.
İç filtre saatte 1200litre su basmakta, iç filtrenin 1cm2 lik birim alanından ise 1200/24'den saatte 50 litre su geçmekte.
Yani dış filtrenin 15 katından fazla bir hızla iç filtreden su geçmekte. Kötü haber geliyor; bu kadar kuvvetli akıntıda bakteriler yeterli sayıda kolonileşemez, yani iç filtre biyolojik filtrasyon yapamaz.

Peki iç filtreler ne olacak?
İç filtreler sudaki kaba pislikleri tutma, dış filtrenin kaba pisliklerle dolmasını önleme açısından yardımcı olarak kullanılabilir, hatta kullanılmasını öneririm. Mümkünse görselliği bozmaması açısından bitki veya taşların arasına kamufle edilmelidir. Düşük debili ve geniş alanlı biyolojik iç filtreler mevcut ancak çok geniş oldukları için akvaryumda kötü bir görünüm oluştururlar üstelik de fiyatları dış filtrelerden pek de farklı değil. Kendi iç filtrenizin debisini düşürseniz bile filtre hacmi, dış fltre kadar fazla olmadığından yeterli verim alamazsınız.

Peki biyolojik filtrasyon nasıl olacak?
Akvaryumunuzun biyolojik yükü hafifse; bol bitki, az balık, sık ve sağlıklı su değişimi bu yükü hafifletiyorsa ve akvayumunuz küçükse; hava motoru ile çalışan pipo filtreler biyolojik filtrasyon görevini üstlenir. 80 litrenin altındaki akvaryumlara dış filte uygun olmayacaktır, zaten bu tip akvaryumlarda 5cm'i geçen balıklar beselenemeyeceğinden sayı ve yemleme de uygun tutulursa problem olmayacaktır. Ancak büyük akvaryumlar için dış filtre hatta daha büyükler için alt sistemli bir filtrasyon şarttır.

Filtrenin yüksekliğinin bir etkisi var mı?
Filtrenin yüksekliği geçiş hızını etkilemez. Bu yüzden iç filtrede ne kadar yükseklik artarsa artsın bakteri sayısında kaydadeğer bir artış olmayacaktır. Ancak dış filtrede 10 cm yüksekliğinde bir substratta, 5cm yüksekte olandan yaklaşık 2 kat daha fazla bakteri bulunur.

Akvaryuma 2-3 tane iç filtre koysam durumu kurtarır mı?
Hayır. Fark zaten nicelikte değil nitelikte, kaç tane ekmek yerseniz yiyin, etin yerini tutmayacaktır.

Veriler açık, akvaryumunuzda büyük boyutlu ve obur olan; Malawi Cichlidleri, Japon Balıkları ve Discus gibi türler varsa dış filtre edinmelisiniz.
 

• Filtremi Nasıl Verimli Kullanırım?

 

Akvaryumlarımızın olmazsa olmaz cihazlarıdır filtreler. Birkaç istisna dışında hemen her akvaryumda iç filtre, dış filtre veya sumpta kafa motoru olarak bulunurlar. Ortak yanları elektrik akımının oluşturduğu manyetik alan sayesinde çalışmalarıdır.. Pervanenin bulunduğu mıknatıs, bu manyetik alan sonucu milin etrafında dönerek aldığı manyetik gücü suyun hareketine verir.

Sisteme kuş bakışı bakarsak serüven prizden gelen elektrik enerjisi ile başlar. Bu elektrik akımı manyetik akıma dönüştürülür, manyetik akım mıknatısı, o da bağlı olduğu pervaneyi milin etrafında döndürür, pervane suyu itip kinetik enerji kazandırır, bu kinetik enerjinin bir kısmı potansiyel enerjiye dönüşür ve suyu akvaryum seviyesine kaldırır, bir kısmı hortumdaki sürtünme kuvveti yüzünden harcanır, kalan kısmı ise suda hareket yaratır.

Elektrik enerjisi kapalı kutu içinde manyetik enerjiye döner. Bunun benzerini hava motorlarında görebiliriz. Orada da elektrik enerjisi, manyetik enerjiye dönüştürülüp mıknatısı oynatarak hava pompalamasını sağlar. Burada mantık benzerdir ancak dizayn farkı vardır. Bu bölümde enerji kaybı olur, bu enerji ısı enerjisine dönüşür. İlk kullanımında, daha eskimeden bile özellikle Uzak Doğu markalarının çok elektrik harcamasının ve suyu ısıtmasının sebebi bu kısımdır. Bu durum kullanılan malzemenin ve tasarımın kalitesinden kaynaklanır, biz kullanıcıların kaliteli ürün almak dışında bu durum karşısında yapabileceği bir şey yoktur.

Manyetik enerji, mıknatısı ve bağlı olduğu pervaneyi mil etrafında döndürür. Burada kaybolan enerji; mil ile pervane-mıknatıs ikilisinin iç yüzeyinin sürtünmesinden meydana gelir, sistemin ses yapan kısmı burasıdır. Dönen mıknatıs-pervane ikilisi ne kadar çok mile sürtünürse o kadar ses ve ısı açığa çıkar, hatta zarar görmüş motorlarda dış yüzeye bile sürtünebilirler. İyi malzemelerin kalitesi burada bir kez daha açığa çıkar. Örneğin Aqua Medic’in Ocean Runner modelinde, mil çok kalitelidir ve üzerindeki özel bir yağ ile çok düşük sürtünme yapmaktadır. Kötü malzemelerde ise hem sürtünme çoktur, hem de bu sürtünme yüzünden ses açığa çıkar ve malzeme aşınır. Malzemenin aşınması büyük bir problemdir. Çoğunlukla iç filtreler bu yüzden bir anda durur ve balıklarınız ölür. Fişi çıkarır takarsınız, veya mili biraz oynatırsanız ve filtre tekrar çalışmaya başlar, ancak emin olun bir daha duracaktır. Mil ve/veya mıknatıs-pervane ikilisi aşınınca dönme ekseni kaçar. Mıknatıs artık araba tekerleği gibi tek bir eksen etrafında değil, sirkte cambazların belinde döndürdüğü halkalar gibi oynayarak döner ve bir noktada aşırı sürtünmeye veya çarpmaya yenik düşüp durur. Eheim 2211’in milini kırdıktan sonra bir süre kulak çöpünü mil olarak kullandım. Kulak çöpü plastik, hem de kalitesiz bir plastik olduğu için daha çabuk aşınıyor ve belli bölgeleri inceliyor, daha sonra motor duruyor. Bende dış filtre 5 ay kulak çöpüyle çalıştı, durduğunda motorun yanması olasıdır, neyse ki ben şanslıydım ve yanma olmadı. Bu kısım da iyi verim elde etmek için iyi mil ve pervane kullanılmalı, ve bu malzemeler 2-3 ayda bir kontrol edilip, temizlenmelidir.

Pervanenin suyu ittiği kısımda sürtünmeden dolayı enerji kaybı olur, bu su ve pervanenin temasından kaynaklanır ve her şartta olacaktır. Pervanenin dizaynı sürtünmeyi biraz azaltabilir ancak ne yazık ki bizlerin bu kısma müdahale şansı pek yoktur.

Pervane suyu ittikten sonra suyun kinetik enerjisini ne kadar koruyabilirsek filtreden o kadar verim alabiliriz. Bu enerjiyi azaltan etkenler hortum ve akvaryum ile filtrenin arasındaki mesafedir. İç filtreler akvaryum içinde oldukları için aynı değerlerdeki motorlarda en fazla su akıntısını onlar yakalar. Sumptaki kafa motorlarında ve dış filtrelerde ise yükseklik arttıkça ciddi bir akım azalışı görülür. Bunu hortumu yukarıya kaldırarak deneyebilirsiniz, su akışı azalacak, bir mesafeden sonra su akışı duracaktır. Bu yüzden dış filtreyi akvaryum seviyesine olabildiğince yakın yapmalı, ancak motor su seviyesinin üzerine çıkarılmamalıdır.

Hortumlar olabildiğince kısa tutulmalı ve çapı yeterli genişlikte olmalıdır. Aynı yüksekliğe dolanarak S biçiminde çıkan hortum ile doğrudan çıkan hortum arasında fark vardır. Hortum çok uzunsa kesmeniz fayda sağlayacaktır. Kesmeden önce, akvaryumun yerini veya masasını değiştirdiğinizde hortumun yetmeme ihtimalini de düşünmelisiniz. Hortumun boyu dışında hortum çıkışına takılan dağıtıcılar da verimi, doğal olarak da debiyi düşürür. Suyun akışına ters yönde etki eden tüm kuvvetler debiyi düşürür. Suyu alıp 6-8 noktadan suya tazikle veren dağıtıcılar da serbest değil basınçlı dağıtım yaptığından debiyi düşürür.

Filtrelerin üzerinde yazan debi miktarı maksimum debidir, ve bu debi normal şartlarda elde edilemez. Örneğin dış filtrede bu değere ancak dış filtreyi akvaryum içinde çalıştırarak yaklaşabilirsiniz, ancak ne kadar yaklaşırsanız yaklaşın tam olarak o değere ulaşamazsınız. Gerçek debinizi öğrenmek istiyorsanız dış filtrenizin çıkışını çıkış yüksekliğini değiştirmeden ve kronometre tutarak tam bir dakika boyunca bir kaba doldurun, bu kapta kaç litre su olduğunu bulun, çıkan litreyi 60 ile çarpın. Elde edeceğiniz sayı filtrenizin sizin şartlarınızda bir saatte çevirdiği su miktarıdır. Bu miktar verim kayıplarından dolayı ne yazık ki üzerinde yazan maksimum değerinden oldukça aşağıda olacaktır.

Motor alırken verdiği debiye bakıldığı kadar harcadığı enerjiye de bakılmalıdır. Örneğin 200 watt harcayan bir su pompası aldığı enerjinin tamamını ısıya verir. Yani elinizde kaç wattlık bir su pompası varsa o kadarlık bir ısıtıcının devamlı çalıştığını düşünebilirsiniz. Bu yaz aylarında akvaryumun ısınması açısından ve her daim elektrik faturası açısından dezavantajdır. 200 watt'ın tamamının ısıya dönüşmesi ilk bakışta inandırıcı gelmeyebilir. Ancak sisteme termodinamiğinde yardımıyla genel olarak bakarsak bunu rahatlıkla görebiliriz. Verdiğimiz elektrik enerjisinin bir kısmı motorda direk olarak ısıya dönerken bir kısmı ise suya kinetik enerji kazandırıyor. Eğer sistemimiz kapalı bir sistem olmasa da örneğin denizden deniz seviyesinin üstüne basan bir pompa olsa bir değişim söz konusu olur ve devamlı olarak suyu yukarıya taşıyıp potansiyel enerji kazandırırız. Ancak sistemimiz kapalı bir sistem ve toplam olarak bakıldığında ağırlık merkezinde hiçbir değişim yok, bu yüzden potansiyel enerji değişimi yok. İlk çalıştırmada akvaryum suyu belli bir hız kazanıyor ancak daha sonra bu hız değişmiyor, hız değişimi yok. Geriye ortaya çıkan ısı ve suyun iç enerjisinin değişimi kalıyor. Verilen 200 watt'ın tamamı buna yani suyu ısıtmaya yarıyor. Bu yüzden kaliteli mallardan kaçınmamalı, olabildiğince verimli motorlar almalıyız.

Akvaryumun dışında çalışan motorlarda aynı watt için elektrikten kayıpta bir fark olmasa da ısının bir kısmını çevreye vereceği için suda daha az ısınma olur.

• Soğutma Sistemleri

1-Akvaryuma Buz Atma:

Zamandan bağımsız bir sistem değildir, sonludur. Ya ani değişim yapar, ya da uygulaması çok uzun sürer. En kötü çözümlerden biridir. Buzun sıcaklık farkı yüzünden sudan ısı çekerek suyun sıcaklığını düşürmesi mantığıyla çalışır. 1 litre buz 120 litre suyun sıcaklığını yaklaşık 1 derece kadar düşürür. Buzdolaplarının asıl kısmı genelde 4, dondurucu kısmı ise - 16 derece olur. Buzu attığınızda -16 dereceden 0'a gelene kadar, 0'da buz halinden 0'da su haline geçene kadar, 0 'da su halinden de yaklaşık 26-27 dereceye gelene kadar sudan ısı çeker. Bu çekilen ısı suda sıcaklık azalışına neden olur. Suyun mevcut sıcaklığı arttıkça buzun çektiği ısı miktarı da artar. Örneğin Suyunuz 35 dereceyse buz -16 dereceden 27'ye değil yaklaşık 34'e geleceği için daha fazla ısı çeker ancak yine de bu fark 1 derecede önemsenecek fark yaratmaz. Çünkü bu işlemde asıl ısı çeken olay 0 derecedeki buzun 0 derecedeki suya dönüşmesidir. Bu farkı önemsemezsek 1 litre buz 120 litrenin sıcaklığını 1 derece düşürür, 2 litre buz 120 litrenin sıcaklığını 2 derece düşürür. 1 litre buz 60 litre suyun sıcaklığını 2 derece düşürür gibi doğru orantılar kurabiliriz.

Ortam 35-40 derece ise ne yazık ki suyun sıcaklığını düşürseniz de su aynı sıcaklıkta kalmayacak, sıcaklık yine yükselecektir. Bu yüzden bu yöntemi acil durumlarda, balıklar kötüleşip bitkiler eriyorsa uygulamalı, bir yandan da kalıcı çözümler geliştirmeliyiz.

2-Fanlı Sistemler

Kolay temin edilebilirlik ve kurulum açısından en pratik çözümdür. Ucuza kolayca bulunabilecek bir işlemci fanı kullanılabilir. Mantığı bir miktar basıncı düşürerek bir miktar da sıkışık gaz moleküllerini dağıtarak buharlaştırmayı kolaylaştırmasıdır. Kolonyanın bizi serinletmesiyle aynı mantıktır. Su her derecede buharlaşır. Bu durum biraz kafa karıştırabilir ancak kaynamadan değil buharlaşmadan bahsettiğimizi hatırlayalım. Bir bardak suyu bırakalım, 2 gün sonra baktığımızda su seviyesinin azaldığını göreceğiz.

Buharın enerjisi sudan daha fazladır, buradan da anlayabiliriz ki buharlaşma anında üstteki su molekülleri sudan ısı çekip kendini sudan ayırır ve buhar olur. Aynı şekilde kolonya sürdüğümüzde kolonya derimizden ısı çekerek buhar haline dönüştüğü için serinlemekteyiz.

Su kendine kendine buharlaşıyorsa biz niye fan kullanıyoruz?
Buharlaşmayı hızlandırmak için. Elimize kolonya döktükten sonra üfürünce nasıl daha güzel serinliyorsak akvaryum için de durum aynıdır. Suyun üzerine püskürtülen hava, basıncı düşürür, buhar moleküllerini dağıtır ve buharlaştırmayı kolaylaştırır. Bunun pratik örneğini kağıt deneyi ile görebiliriz. Bir kağıdı alın, üzerine üfürün. Yalnız bunu yaparken yaprağa üfürüp ses çıkartır gibi yandan yapmanız gerekmektedir. Kağıdın üzerine üfürüp basıncı düşürdüğünüzde aşağıdan gelen açık hava basıncının kağıdı yukarıya ittiğini göreceksiniz. Aynı mantıkla fan; basıncı düşürüp buharın daha kolay oluşmasını sağlar. Üzerindeki basınç azalırsa su daha kolay buharlaşır, Ankara'da İstanbul'a göre suyun daha düşük sıcaklıkta kaynamasının nedeni de budur.

Basıncı düşürmesinin yanında yukarıdaki nemi dağıtması da çok büyük fayda sağlar. Örneğin önünüzdeki 10 kişiyi iterek bir kapıdan girmek zorken, bir fan önünüzdekileri devamlı götürürse daha kolay hatta hiç zorlanmadan içeri girersiniz. Buhar taneleri de zorlanmadan dışarı çıkınca arkasındaki tanecikler çok daha hızlı gelir ve hızlı bir ısı çekimi olur.

Fan başlı başına bir soğutma sistemi değildir. Bir odaya bir vantilatör/fan koyup odayı tamamen izole eder ve fanı çalıştırırsanız sıcaklık fan eriyene kadar artacaktır. Çünkü olaya dışardan baktığımızda kapalı bir odaya enerji veriyoruz bu ise önce hareket ve ısıya sonra tamamen ısıya dönüşüyor. O zaman fanın bulunduğu alan kesinlikle kapanmamalıdır. Elbetteki kapak izole olmadığı için yanma gibi bir şey söz konusu olamaz ancak suyun soğuması bir yana fanın ve normalde olacak buharlaşmanın bile olmaması nedeniyle su ısınmaya başlar. Fanın en kötü yanı sudan kütle kaybı olmasıdır. Su eksilir ve oda çabucak nemlenir. Çektiğimiz ısı odaya yayılarak yazın size nemli, sıcak, hoş olmayan anlar yaşatır. Bu yüzden akvaryumun bulunduğu ortam da sık sık havalandırılmalıdır.

Aynı zamanda fanlar da kontrolsüz sistemlerdir. Bir sıcaklık kontrol ünitesiyle beraber kullanılmalıdır. Sıcaklık ünitesi sıcaklığı ölçüp belli bir derecenin altındaysa (Ör. 25'in altındaysa) ısıtıcıyı, belli bir derecenin üzerindeyse (ör:27'nin üzerindeyse) soğutucuyu çalıştırmalı, küçük 1-2 derecelik (25-27 derece arası arada ise ikisini de çalıştırmamalıdır.

3-Soğutma Kulesi


Özellikle sumplu sistemler için çok iyi bir seçimdir. Oldukça verimlidir ve günümüzde kullanılmaktadır. Prensibi fanlı sisteme benzemektedir, büyük akvaryumlar için kullanılmalıdır, ne yazık ki su kaybı yaşanmaktadır.

Örnek Çizim:


Sumpta su üstten püskürtülüyor, alt tarafta ise sumptaki su akışı devam ediyor, beyaz okların olduğu yerden ise hava veriliyor. Düşen su taneleri küçüldükçe, daha fazla dağıldıkça ve verilen hava (tercihen kompresör) güçlendikçe sistem çok daha iyi soğutma yapar.

Bu sistem beklediğinizden çok daha büyük miktarlarda soğutma yapabilir, 300 litreden büyük akvaryumlarda tercih edilmeli, sıcaklık kontrol ünitesi olmadan kullanılmamalıdır.

4-Soğutucu - Buzdolabı




İşte buzdolaplarımız. Sistemi daha karmaşıktır. Fakat soğuturken suda herhangi bir kütle kaybımız olmayacak. Piyasada chiller, soğutucu adı altında bu mantıkla çalışan soğutuclar satılmakta, fakat biz onlara sık rastlayamıyoruz. Çünkü fiyatları 1000 YTL civarıdır.

Sistemi biraz anlayalım. Nasıl oluyor da fişi takıp enerji verince bu şey içerisindekileri soğutuyor?

Siyah olarak çizilen boruların içinde gezen özel sıvılar vardır. Bu sıvılar piyasada satılmaktadır. R-12, R-22, R-134a gibi kodları vardır. Bu sıvıdaki değişim sayesinde soğutma oluyor ancak marifet sıvıda değil sistemde. (Karıştırılmaması gereken temel nokta bu sıvı ile akvaryum suyu kesinlikle hiç bir noktada temas etmez, içeride gezen sıvı kesinlikle sistem dışında çıkmaz, pompa çalıştıkça döner durur.) Fişi taktığımız ve sisteme tek enerji verdiğimiz kısım kompresördür. Kompresör kendine gelen düşük basınç ve sıcaklığa sahip sıvıyı alır, yüksek sıcaklık ve basınca çıkarır. Kompresörden kompresöre göre yaptığı iş değişir. Örnek olarak diyelim ki: Gelen sıvı -20 derecede ve 100kPa basınçta, bizim kompresörümüzle bunu 800kPa 50 C dereceye çıkarıyoruz ve sıcak buhar elde ediyoruz. Sonra bu buhar kondansöre gidiyor. Kondansörden ısı kaybımız olur.

Kondansörün ne olduğunu aslında hepimiz biliyoruz. Buz dolaplarımızın arkasındaki boydan boya dik duran ılık demir çubuklar bir kondansördür. Sistem ısıyı oradan dışarı atar. Eğer ortam sıcaklığı kondansörden daha sıcaksa sistem çalışmaz veya birbirine yakınlarsa sistem o derecede verimsizleşir.

Kompresörde sıcaklığı 50 dereceye arttırıp sonra 30'a düşürdük, bunu niye yaptık diye düşünülebilir. Sıcaklık aslında istem dışı yükseldi bizim için önemli olan basıncı yakalamaktı, basıncımız hala 800kPa, eğer kompresör olmasaydı 100kPa olacaktı.

Şimdi X olarak gösterilen genleşme valfine geldik. Olay burada gerçekleşiyor. Valfin dar ağzından geçen sıcak sıvı geçtiği noktadan sonra genleşip soğuk sıvı ve buhara dönüşüyor ve 30 dereceden -25 dereceye soğuyor tabi bu arada 800kPa basınç 100kPa civarına düşüyor. Oradan çıktık ve evaporatöre geldik. Akvaryum suyunu işte burada soğutacağız. Soğuyan gaz sıvı karşımı evaporatöre geldiğinde burada -25 derece olacak, su sıcaklığımız çok daha yüksek olacağı için ısı alış verişi olacak. Bu geçişten maksimum verim almak için çok iyi iletkenler kullanmak gerekir. Örneğin filtreden çıkan akvaryum suyu bu noktada iletken borunun içinden geçerken, bu boru da soğuk sıvının içinde olursa suyumuzu soğutmuş oluruz. -25 dereceki sıvı sıcaklığımız akvaryum suyundan ısı aldığımız için -20 dereceye çıkar, tabi akvaryum suyuda o noktada iyi derecede soğur. -20 derece sıcaklık ve 100kPa basınca sahip sıvı baştaki hale dönüp kompresöre girip sonsuz devirdaime devam eder.

Verilen sayılar sistemden sisteme değişiklik gösterir ancak sistemin temel prensibi budur. Yapımındaki en büyük sorun evaporatörde kullanılacak iletken malzemedir. Bu malzeme suyla etkileşime girmeyecek kararlı bir malzeme olmalıdır.
 

 

• UV Sterilizatörleri

 

İnsanlarda olduğu gibi akvaryum ortamlarında da kullanılan ilaçların olumsuz yan etkileri vardır. Antibiyotikler zararlı mikroorganizmaları yok ederken yararlı bakterilerinde yok olmasına sebep olur, buda suyun nitrit ve nitrat değerlerinin yukarı çıkmasına neden olur. Ayrıca ilaçlar sık sık akvarumunuzdaki suyun rengini bozarlar ve canlı bitkiler üzerinde olumsuz etki yaratırlar bu da balıkların stresslenmesine yol açar. Geniş bakteriyel hastalıklarda veya çok etkili parazit hastalıklarının ağır tedavilerinde özellikle reef tanklarında büyük problem yaratabilmektedir çünkü bu tanklarda ağır tedavi yerine daha hafif tedaviler uygulanması gerekir.

Kimyasal tedavilerin yanında ortamı daha az etkileyecek bir teknik vardır ve o da Ultraviolet Sterilizationdur. ( Morötesi Sterilizasyon / U.V.) U.V. sistemler bakterilerin DNA yapılarını kullanılamayacak düzeyde yıkıma uğratırlar. U.V ‘den geçen organizmalar yok edililirken kimyasallar gibi suyun yapısını da bozmazlar. Böylece U.V.’ler kimyasallara göre daha efektif ve daha güvenli bir temizleme işlemi sunar. U.V.’ler birçok çeşit mikroorganizmalara etkilidir. U.V sistemler iki türlü etki yaratırlar birincisi “Arıtma” ikincisi de “Sterilizasyon” dur. Her organizma nun U.V.’ye karşı farklı direnme gücü vardır. Cihazın dozaj gücü santimetre karede mikrowatt-saniye ile ifade edilir, birçok bakteri 15 bin, alglerde 20-30 bin, prontozoal parazitlerde 45-90 bin değerlerine kadar çıkabilir. Büyük parazitlerde U.V. sistemi ise yetersiz kalabilmektedir.

Kullanım zamanı olarak U.V. cihazlarının etkisinin arttırılması için en az iki kere tam etki dozajından geçirilmesi yerinde olur. U.V. etkisinin arttırılması için cihaza su basacak pompanın yavaş çalışması bu esnada suyun U.V ışınlarına maksimum maruz kalması ile etki dozajı daha efektif kullanılmış olur. Bir çok üreticinin su debi ölçüleri olsa da hangi debide ne kadarlık bir etki dozajı olacağı kesin bir şekilde belirtilememektedir. U.V. cihazın gücü Watt olarak verilir ancak genellikle belirtilen ölçünün üçte biri kadar etklidirler , örneğin 25W aldığınız bir cihaz 8W güç verebilmektedir. U.V. cihazının efektif çalışması ve tam etkin kullanımı için suyun dolaştığı alan ve lambanın boyu uzun olmalıdır, böylece U.V. ışıklarına çok daha fazla maruz kalan su daha iyi arıtılacaktır. U.V. için kullanılacak tüpte ölü noktaların olmaması , su sirkülasyonunu homojen olarak yapabilmesi ve tüpten geçen suyun berrak olması etki dozajının süresini etkilemektedir. U.V. cihazının ortalama bir performansta iş görebilmesi için bir saatte tankınızdaki suyun tamamını çevirebilecek bir pompa ile çalışması gerekir. Örneğin 100 galon ( 450 lt ) bir tankınız varsa pompanız saatte 450 lt su devir daim etmelidir. Bu pompamla hızı güvenli arıtma ve sterilizasyon sınırlarını belirtir. U.V. nin performansını direk etkileyen faktörde suyun berraklığıdır, bu sebeple U.V. ye gelecek suyun önceden filtreden geçmiş olması gerekmektedir.

U.V. sistemlerin bazı dezavantajları vardır, özelikle reef akvaryumlarda yararlı planktan popülasyonunu düşürmektedir. Ayrıca yeni kurulan tanklarda yararlı bakterileride yok etmektedir. Bazı tartışmalara görede balıkların bağışıklık sistemlerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. İnsanlar üzerinde etkisi de direk bakıldığında gözlerde retinaya verdiği zarardır, ayrıca cihazların genel bakımlarında da çok dikkatli olunması gerekir.

U.V. sistemleri 24 saat devamlı çalışacak şekilde dizayn edilmişlerdir, sürekli sistemi kapatmak ve açmak lambayı öldürecektir. Örneğin 25W lık bir U.V. cihazının günde 11 saat çalıştırmak toplam ampul ömrünü ancak %10 kadar arttırabilir.

U.V. cihazının daha efektif olarak kullanılması ve günde 2 kez tam su çevirimi (U.V: den) için gerekli zaman aşağıdaki formülden hesaplanabilir. Parametreler değiştirilerek çeşitli sonuçlar elde edilebilir.

T = Tankta 1 tam su çevirimi için gerekli saat süresi.

a = Arındırma katsayısı ( Bu değeri 9.2 alıyoruz, bu da %99.99 luk bir arıtma gücüne tekabül ediyor ).

G = Tankın toplam su hacmi. ( Galon )

F = Saatte U.V. cihazından geçecek su miktarı ( Galon/saat )

( 1 galon ~ 4.5 Litre )

T= a(G/F)

125 Galonluk ( 560 litre ) bir tank ile 110 galon/saat ( 500 litre ) bir pompa tam bir turu 10.45 saatte alacaktır.

125 Galonluk tankta başka hesap ile 24 saatlik bir çevirim hızı için pompanız U.V. den 48G/saat ( 215lt/saat) su akıtıyor olması gerekir.

Formülde verilen “a” sabiti %99.99 luk öldürme gücüne tekabül ediyor. %99 luk bir sterilizasyon için a değeri 4.6 alınmalıdır.

Basit bir örnekle : 180 galonluk bir tank ve 125 galon/saat lik bir akış düzeneği için öldürme dozajı :

99% = 6.6 saat
99.99% = 13.2 saat
99.9999% = 19.8 saat dir.

 

• Işık Terimleri

 

 

 

 

 

 

 

 

İlk başta göz korkutucu gelebilir. Bu terimler size verildiğinde ne olduklarını bilemiyor olabilirsiniz. Peak ışıklandırma Firması'ndan Chris Terry sorularımızı yanıtladı.

CRI nedir?
CRI - (Color Rendering Index, Renk Sunum İçeriği) - Renk Sunumu bir ışık kaynağının cisimlerdeki renk üretimidir. 0-100 arasında değerlendirilir. 100 en canlı rengi gösterir. 80 CRIlık bir ışık kaynağı 60 CRIlıktan daha canlı ışık verir.

Kelvin nedir?
Kelvin Sıcaklığı ışık kaynağının kendisinin genel rengini ifade eder. Bir ışığı sıcak ya da soğuk olarak ifade ettiğinizde onun kelvini hakkında bilgi vermiş olursunuz. Düşük kelvinler (ör. 3000K) sıcak ışığı, yüksekler ise ör (8000K) düşük sıcaklığı belirtir. 5000-6500 arası Kelvin gün ışığına karşılık gelir.
1000 K: kandil, yağ lambası
2000 K: Gün batımı, gün doğumu. Yüksek basınçı sodyum lambalar.
2700 K: Sıcak beyaz florasanlar.
2850 K: Klasik telli ev ampülleri
3000 K: Stüdyo lambaları
3500 K: Kuartz halojen lambalar.
4000 K: Flaş ampüller.
4100 K: Soğuk beyaz florasanlar.
5000 K: Mavi flaş lambaları, elektronik flaş, ortalama gün ışığı.
6000 K: Açık öğlen güneşi, standart Metal Halide (HID) lamba.
7000 K: Biraz kapalı gökyüzü.
8000 K: Bulutlu, sisli gökyüzü.
10,000 K: Tam kapalı gökyüzü.
11,000 K: Güneşsiz, mavi gök yüzü.
20,000 K: Açık havada, dağdaki gölgeler.

Lümen nedir?
Işık Enerjisinin ölçüsüdür. Diğer bir deyişler bir ışık kaynağından toplam çıkış lümenle ifade edilir. Lümen ne kadar yükse ışık o kadar parlak gözükür. 1 lumen = 0.00146 W

Lüks nedir?
Özgül ışık miktarıdır. Metrekare başına düşen lümenden hesaplanır.

Watt nedir?
Watt güç birimidir. Genellikle lümenle karıştırılır. Lümen bir lambanın parlaklığını belirtir, watt ise o lambanın yanarken harcadığı gücü. AYNI TİPTE BİR LAMBA'NIN yüksek wattlısı yüksek lümen, düşük wattlısı düşük lümen verir. 1 lumen = 0.00146 W

Starter ve balast arasında ne gibi farklılıklar vardır?
Starter lambaya ani bir ark atar ve lamba yandıktan sonra başka bir iş yapmaz. Arabadaki marş motorunun arabada yaptığı görevi yapar diyebiliriz. Balast ise devrenin düzenleyicisidir. Lamba çalışırken devamlı olarak voltajı ve akımı düzenler. Bazı balastlar başlatıcıları kendi bünyesinde barındırır.

Elektromanyetik ve elektronik balast arasındaki fark nedir?
Elektromanyetik balast başlatmasını ve düzenlemesini ana gövdeye monte edilmiş bakır kanatlar üzerinden manyetik olarak yapar. Elektronikler ise lambayı bileşenleri (direnç, kapasitör, diyot, transistör vb.) yardımıyla çalıştırır. elektronikler, daha hafiftir, enerjiden daha fazla tasarruf ettirir, daha küçüktür, çok daha hafiftir, soğuk şekilde çalışır ancak biraz daha pahallıdır. Nemden korunmasına da dikkat edilmeli akvaryumun nem alınmayacak bir bölgesine yerleştirilmelidir.
 

 



 

Mesaj Gönder